Translate

NASA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NASA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2013 Salı

AMERİKA'NIN AY'A AYAK BASMASI TARİHSEL BİR YALANDIR


AYNI DİĞER "GERÇEKTİR" DEDİĞİ YALANLAR GİBİ...

-ABD hükümetinin üzerine Vietnam savaşının kara bulutları çökmüştü Gündemin değişmesi gerekiyordu Savaş bir süreliğine unutulmalıydı Bu arada o zamanlar Amerika’nın karşısındaki tek güç olan SSCB ise uzay çalışmalarında açık ara öndeydi Amerika uzay çalışmalarına 30 milyar dolar harcamış ama elle tutulur bir başarı elde edememişti Bu nedenle ne yapıp edip SSCB’nin ulaştığı başarıları geride bırakmalıydı O yüzden Nevada’da bir stüdyo konuldu ve aya gidilmiş gibi yapıldı...

Stanley Kubrick-Moon landing
-Diyelim ki siz buradan Apollo–11’i fırlattınız. Daha sonra taşıyıcı yakıt dolu roket ağır olduğu için belli bir hızda Apollo–11 kapsülünü roketten ayırdınız. Kapsül o hızla atmosferden ve Dünya’nın yerçekiminden ayrıldı. Uzay boşluğunda fırlatıldığı ivmeyle ve koordinatla hareket etti. Ve ay yüzeyine iniş yaptı. Ondan sonra ne yapacaksınız?

Hadi bakalım Ay’da incelemeler yaptınız; bayrak diktiniz, toprak vs. örnekleri aldınız, koşup zıpladınız, gerekli tüm mesajları ve insanlık için en veciz sözleri Houston’daki arkadaşlarınıza ilettiniz. Nasıl döneceksiniz şimdi? Bu dersi görmedik diyemezsiniz. Derseniz yandınız.

Ay’ın küçük de olsa bir yerçekimi vardır. Bu yerçekimi Dünya’nın çekiminin 6’da 1’i nisbetindedir. Ay’ın çekiminden kurtulup Dünya’ya geri dönmeniz için sizi iten bir kuvvetin olması gerekmekte. Bilindiği gibi Ay’ın hava kütlesi olmadığı gibi oksijen de yoktur. Bu durumda dönüş için Ay’da durağan bir halden hareketli bir hale geçmek, hiçbir motorla veya roketle mümkün değildir. Kaldınız Ay’da... Hayırlı olsun..

-Ruslar Ay'a gitseydi, Abd gerçekten Ay'a giderdi.
Abd'liler Ay'a gitmedikleri gibi..

Hayali Ay yolculukları ve Vietnam savaşını bahane edip
karşılıksız para basmaya başladı.(hala basmaya devam ediyorlar)

-Uzayda dünyanın 500 mil dışında güneşteki patlamalardan kaynaklanan çok kuvvetli bir radyasyon var. "İşte bu radyasyon nedeniyle Ruslar asla aya insan indirmediğini açıklarken" ve bu radyasyondan kurtulmak icin cok kuvvetli radyasyon önleyiciler kullanmışken Apollo'nun kağıt kadar ince aluminyumla bunu engellemiş olması imkan dahilinde bile değil.

-Fotoğrafa bir bakın, sizce normal mi? Bir daha bakın, özellikle gölgelere dikkat edin. Aynı yönde olmadıklarını farkedeceksiniz. Oysa Güneş gibi çok uzak bir ışık kaynağından böyle bir etki olamaz, olmamalı. Acaba kurulan setteki ışık kaynağını yeterince uzağa alamamış olabilirler mi? 

Ya bayrağa ne demeli ? Havasız bir ortamda nasıl da dalgalanıyor değil mi ? ( komedyenleri geçtiler )

-Kafamızı gökyüzüne kaldırdığımızda , atmosfer tabakası olmasına rağmen milyonlarca yıldız görürüz. Nasıl oluyor da çekilen fotoğraflarda , atmosfer tabakası yokken bile tek bir yıldız görülmüyor ?

- Gus Crissom adlı astronot Apollonun bilgilerini dışarı sızdırıyor ve herkes öldürülmesini beklerken yakalanıyor ve bir müddet sonra yeniden mekik araştırmasına katılıyor ve bir denemede 3 astronot mekiğe biniyor, mekiğin içi birden alev alıyor ve kapılar açılamadığından 3 astronot içerde yanarak ölüyor.

-ABD yönetimi, uzay çalışmaları için 30 milyar dolara yakın para harcadı. Başarısız olunsaydı halk vergilerinin hesabını soracaktı. Oysa Ay'a ayak basılınca bütçe onlarca dolar katlandı.

- Aracı kullanmaktan çok aciz olan ekip 6 defa aya iniyor ve hic sorun olmuyor. Mekiğin tasarımcısı; aya gidip geri canlı dönebilme ihtimali neredeyse % 0.0017 yani imkansız gibi bir durum diyor.

- Bunun yanısıra, çekilen görüntülerde astronotların sert bir şekilde dizlerinin üstüne düştükleri birkaç sahne görüyoruz Peki böylelikle kendilerini büyük bir riske atmış olmuyorlar mıydı ? Ya basınca dayanıklı elbiseleri yırtılsaydı ?

- Bilindiği gibi yeryüzünden 250 ve 750 mil yükseklikteki mesafeler arasında kalan bölgeye Van Allen Kuşağı ismi veriliyor.Bu kuşak, güneşten gelen radyoaktivite yüklü ışınların dünyaya gelmesini engelliyor Astronotların, Ay ‘a gidebilmesi için bu kuşak içinden geçmeleri gerekiyor Bir insanın buradan geçebilmesi içinse, 4 metre kalınlığında bir kurşun tabakasıyla kaplanmış olması gerekiyor! (The Telegraph)

- Hesaplamalara göre Ay yüzeyindeki gündüz sıcaklığı 260 ile 280 Fahrenayt arasında değişiklik gösteriyor Bu derecedeki sıcaklıkta filmler erir ve insanlar muhtemelen rahatsız olur Hatta muhtemelen ölür ! Peki ama astronotlar neden bu kadar rahat görünüyor ?
Ay ‘ ın görünmeyen karanlık yüzündeki hava sıcaklığının eksi 41 dereceye kadar düştüğü biliniyor Eksi 40 dereceden itibarense cisimlerin kırılganlık derecesinin arttığı biliniyor Bu sıcaklıkta elektrikli cihazlar çalışmaz Araba akülerini çalıştırmak da zordur Sıcaktan soğuğa geçerken yaşanan bu ani ısı değişikliği, cisimlerde esnemelere ve kırılmalara sebep olur Peki ekipmanlar ve astronotlar nasıl bu kadar rahat çalışabiliyor ?

- Niye 1/6 ‘ lık bir yerçekimi oranında astronotlar yürüme ile zıplama arasında gidip gelen hareketler yapıyorlar ? Televizyon çekimlerinin birinde, astoronotun zıplamak için dizlerini büktüğü ama sonuçta bir kaç adımdan öteye gidemediği gözleniyor Astonotlar, yerçekiminin 6 kat daha az olduğu bir ortamda, niçin normal bir insanın yeryüzünde zıplayabiliceği kadar bir mesafeye zıplayabiliyorlar ? Ayrıca ayakizleri ,yerçekiminin bu kadar düşük olduğu bir yerde , nasıl oluyor da bu kadar net?

-YIL 1969
# 60'ların sonunda 70'lerin başında teknoloji birikimi ne kadardı?
# O zamanın bilgisayarları tırlarla taşınıyordu, uzay aracına nasıl sığdı?
# Eğer Amerikalılar o zamanın teknolojisi ile Ay'a gidebildiyse şimdi Mars'ta koloni kurmaları gerekmez miydi?

-Ay’dan gelen görüntülerin tarihiyle ilgili bir araştırma yapan Avustralyalı bilim adamı John Sarkassian, NASA’ya başvurarak kasetleri izlemek istediğini söyledi. Ancak tüm aramalara rağmen kasetler bulunamadı. Hiç kimse kasetlerin yerini bilmiyordu. Bu olay bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Bilim adamları şimdi büyük bir engelle karşı karşıya olduklarına inanıyorlar. Orijinal görüntüler, manyetik bantlara kaydedildiği için bozulma riskleri çok yüksek ve bir an önce bulunup dijital disklere kaydedilmeleri gerekiyor. Yoksa, gelecek nesiller, insanlık için büyük adımları sadece bozuk televizyon görüntülerinden izleyebilecek.

-Apollo 11, 20 Temmuz 1969′da Ay yüzeyine iniş yaptı, 40 yıl olmuş. Peki 40 yıldır bir daha aya neden insan gönderilmedi ? Bir daha oraya hiç gidilmemiş. İlginç geliyor insana ve edindiğim bilgiye göre Japonya 2025 de aya insan göndermeyi planlıyor! Bakın planlıyor diyorum gidecek demiyorum. Şu an günümüzün teknoloji devi Japonya planlarken Amerika 1969 da bu işi acayip astranot kıyafetleriyle yaptılar. Oradaki -170° ila +150° C sıcaklığı giydikleri kıyafetler ile önlediler ve çektikleri kameralarda bu sıcaklıktan etkilenmedi. O kameraların o sıcaklıkta tuz, buz olması gerekiyor.

Eğer Japonya Ay'a giderse ve Amerika’nın bize sunduğu tezlerden çok farklı şeyler sunarsa, Amerika yerin dibine girecek eminim. Hatta belki de , Japonya’nın gitmesine izin bile vermeyebilir…

Özgün Özcan, 2011

Fox'un hazırladığı 40 dakikalık belgeseli Türkçe altyazı ile 2.bölüm halinde izlemek için :(tıklayın)

DID WE LAND ON THE MOON ? (moon hoax 43min)
Moon Hoax Fox Documentary


''Amerikanın doğru dedikleri şey yalan,
                                                  Yalan dedikleri şey gerçektir''

-11 Eylül gibi ; batmış ABD ve AB ni kurtarma çabaları , çünkü savaş ekonomiyi dengeler.! Lakin savaşı Bin ladin'e değil Saddam'a açtılar...! 9/11 de sahte ya ! Kaz gelecek yerden .... :(

-Usame'nin öldürülmesi ve Afganistan gibi ; 
(ölüyü ikinci kez öldürdüler, gerçek bir başarı !; 
Afganistan onların arka bahçesi, girmesine gerek yok ki !)

-Saddam ve Irak gibi : Fahrenheit 9/11 izle :

-Libya ve Kaddafi gibi
-Suriye gibi
-Pkkyı desteklemiyoruz dedikleri gibi....

Eşref Bitlis'i ve diğer şehitlerimizi saygı ile anarım.

MANTIK YÜRÜTÜN, GÖRECEKSİNİZ....

SB

10 Ağustos 2012 Cuma

AY HIRSIZI -SUNAY AKIN






Sunay Akın,

“Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu? 

Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü? 

Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu? 

İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 

Atatürk neden hiç uçağa binmedi?” 

gibi daha pek çok soruya hikâyelerinde ilginç yanıtlar veriyor. 

“Ay Hırsızı” ile okurlarını Topkapı Sarayı’ndan King Kong’un tırmandığı Empire State gökdelenine, Küba’dan Haliç’e, Kennedy Uzay Üssü’nden İstanbul Oyuncak Müzesi’ne yerküreden uzaya rengârenk bir yolculuğa çıkarıyor.  

Birbirinden çok farklı zaman ve coğrafyalarda yaşanan olayların, Sunay Akın’ın o bilindik şiirsel ve sıcak anlatımıyla nasıl ustaca bir araya getirildiklerine şahit olacaksınız.

Ayda yürüyen ilk insan Neil Armstrong ile Türk Havacılık tarihinde ilklere imza atan pilot Vecihi Hürkuş’u, uzaya çıkan ilk kozmonot Yuri Gagarin’le Adnan Menderes’i, 157 yaşına kadar yaşayan Zaro Ağa ile Küba’lı ünlü devrimci Che Guevara’yı aynı öyküde buluşturan nedenleri ilgi ve hayretle öğreneceksiniz. 

“İstikbal göklerdedir“ sözüyle havacılığa verdiği önemi vurgulayan Atatürk’ün neden hayatı boyunca uçağa binmediğini, hangi ünlü tiyatro oyuncumuzun 1974 yılında Paris’te düşen uçakta kaybettiği hostes sevgilisi için duygusal şiirler yazdığını şaşkınlıkla okuyacaksınız. 

1961’de Nazım Hikmet’in “Kosmos’un Kardeşliği” adlı şiiriyle şiir edebiyatımızda uzaylılara seslenen ilk dizeleri kaleme aldığını, sırrı çözülemeyen Piri Reis’in haritasıyla Orlando’da bulunan Kennedy Uzay Üssü’nde bulunan Apollo 12’nin arması arasındaki ortaklığın ne olduğunu ilgi ve hayretle öğreneceksiniz.




Apollo 12 ekibi Charles Conrad, Richard Gordon ve Alan Bean, 14 Kasım 1969 tarihinde Ay görevi için fırlatılmışlardır. Intrepid adlı Ay Örümceği ile yüzeye inen Conrad ve Bean , Ay üzerinde incelemelerde bulunmuştur.



SUNAY AKIN'DAN , KIZILDERİLİ ÇOCUK,DEDESİ VE NASA HİKAYESİ




"TOPLUMLAR BİLGİSİZLİK YOLUYLA YOK OLURLAR..!"
SUNAY AKIN



SB.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

MAYALARIN 2012 KIYAMET ÖNGÖRÜSÜ

2012 Manyetik Kıyamet Tartışmaları 
                                               ve Güneş Patlamaları

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın raporunda 2012 yılında Güneşte meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediyor. Bu fırtınanın etkilerine ise bilim adamları “Manyetik Kıyamet” diye nitelendiriyorlar. Böyle bir şeyin olması durumunda TV, Radyo yayınları tamamen kesilecek, elektrik sistemi tamamen devre dışı kalacak, cep telefonu şebekeleri çökecek, sular kesilecek, GPS sistemi çalışmayacak... Tüm bunların onarılması 10-20 yıl sürecek ve bu süreçte 100 bin Avrupalı ve Amerikalının hayatını kaybetmesi gündemde. Böyle bir ortamın ortaya çıkaracağı kaos ortamını düşünmek bile istemiyorum. Ama araştırmalarım 2012 yılında gerçektende Dünya’da az çok bir değişimin olacağını gösteriyor.


MAYA TAKVİMİ


Konuyla ilgili araştırmalarım sonucunda farklı kaynaklardan çeşitli bilgileri bir araya getirdim. Okumaya başlamadan önce herkesin şunu bilmesini istiyorum. Bahsedeceğimiz olaylarla dinen bilinen “kıyamet”in hiçbir bağlantısı yoktur. Biz kıyamet kopacak demiyoruz. Araştırmalarımız sonucunda 2012’de dünyada değişimler meydana gelebilir diyoruz. Bunu destekleyende çok fazla araştırma var. İşte o araştırmalardan kesitler:

Güneş yüzeyinde meydana gelebilecek olan böyle bir fırtınana ile ortaya çıkabilecek plazma topları Dünya’daki enerji şebekelerini çökerterek insanlığı mutlak bir çöküşe sürükleyebileceği uyarısı yapılıyor.

NASA’nın Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’yle ortaklaşa hazırladığı raporda, Güneşte daha önce meydana gelen enerji patlamalarının bugüne kadar Dünya’daki enerji ve iletişim hatlarında görece kısa süreli ve küçük çaplı hasarlara yol açtığı, ancak büyük çaplı bir enerji patlamasının dünyanın manyetik alanına muazzam bir zarar verebileceği belirtildi.

Bahsi geçen patlamalardan bugüne kadar kayıtlara geçen tek örneğin 1859’da yaşanan “Carrington Olayı” olduğunu belirten uzmanlar, benzer bir patlamanın Avrupa, Çin, Kuzey Amerika ve İskandinavya’da on yıllarca onarılamayacak tahribata yol açabileceğini söylüyorlar.

Güneş yüzeyindeki olası bir büyük patlamanın, Dünya’da saatler içerisinde tüm enerji hatlarını eriterek kullanılamaz hale getirebileceği, bunun sonucunda da altyapının çökeceği ve insanlığın Taş Devri’ne dönüş yapabileceği öngörülüyor. NASA’nın raporunda böyle bir felaket için olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...

Güneşte meydana gelebilecek büyük çaplı değişimler mutlaka Dünya’yı da etkileyecektir. Bunun aksi düşünülemez. Rusya’da bir grup bilim adamının sözcüsü Dr. Dmitriev Güneş Sistemi'nin ve Güneş'in bugüne kadar görülmemiş şekillerde dönüşmekte olduğunu belirtmektedir. California'daki Rutherford Appleton Ulusal Laboratuvarları'ndan Dr. Mike Lockwood'un yaptığı bir çalışma var. Dr. Lockwood, Güneş'le ilgili yaptığı araştırmalar sonucunda 1930 yılından beri Güneş'in toplam manyetik alanının %230 oranında güçlendiğini bildiriyor.

Rusya Sibirya'daki Rusya Ulusal Bilim Akademisi'nden verilen bilgilere göre; uzayda değişik ve çok daha yüksek enerji seviyesine ve titreşimlerine sahip bir manyetik alana girdik (Foton Kuşağı). Eskiden bilinen ve kabul edilenle, şimdiki durum karşılaştırıldığında en az yüzde binlik bir artış görülüyor. Rusların dediğine göre Güneş'teki bu değişim gezegenlerin işleyiş biçimini ve destekleyebilecekleri yaşamın türünü de değiştiriyor. Hatta DNA sarmalının da değişim geçirmekte olduğunu söylüyorlar. Güneş'in kendisinden enerji saçarken yaydığı temel harmonik dalga boylarında ani bir genişleme olacağını ve yayılan enerjideki bu artışın Güneş Sistemi'ndeki maddelerin tümünün temel doğasını değiştireceğini düşünüyorlar.

Ruslar Uranüs, Jüpiter ve Neptün’ün manyetik alanlarında büyük artış olduğu bilgisini verdiler. Aynı zamanda Dünya içinde son dönemlerde büyük değişimler sözkonusu:

- 1980'den beri sismik faaliyet yüzde dört yüz oranında artış gösterdi.

- Dr. Dmitriev'in bildirdiğine göre 1973'ten 2003'e kadar geçen yıllarda genel olarak doğal afetlerin - fırtınalar, tayfunlar, toprak kaymaları, tsunami dalgaları vs.- gerçekleşme sıklığı yüzde yedi yüz oranında arttı.

- Yeryüzü'nün manyetik alanı küçülüyor ve küçülme sürati 5-10 yıl önce aniden artmaya başladı. Aşağı yukarı son on beş yıl içinde de manyetik alan değişken ve düzensiz hale geldi.

- Geçen yılın sonlarında Kuzey Kutbu'nun tam üzerinde bulunan buz kütlesi, bilinen tarihte ilk defa olmak üzere, tamamen eridi. Green Peace'in bildirdiğine göre, bildiğimiz kadarıyla, buzun on fitten daha ince olduğu bir zaman hiç olmamıştı.

Rus ve Avrupalı fizikçiler, gözlemlerine dayanarak çok yakında dünyada dev bir manyetik değişim beklendiğini açıkladılar. Dünyanın manyetik alanı müthiş bir sıçramayla yer değiştirecek güney, kuzey, kuzey de güney olacak. Rusya'da yayınlanan İzvestiya gazetesi internet sitesindeki haberine göre 'Manyetik takla' adı verilen olay ortalama 500 bin yılda bir meydana geliyor. Rus Bilimler Akademisi'nin ölçümlerine göre kuzey ve güney kutupları bölgesinde manyetik delikler hızla genişliyor ve günün birinde, 3-5 yılla ölçülebilecek zaman süreci içerisinde kutupların ani bir sıçramayla yer değiştireceği söyleniyor.

Dünyanın titreşim oranının bir ölçümü de dünyanın kalp atışı olarak da bilinen Schumann Rezonansıdır (Bu yeryüzü boşluğuna ait rezonant özellikleri ilk olarak Alman fizikçi W. O. Schumann tarafından ilk kez 1954 te keşfedildi). Schumann Rezonansı dramatik olarak artıyor. Dünya Foton Kuşağı'ndan geçmekte ve Dünyanın dönüşü yavaşlamakta. Dünyanın dönüşü durduğunda ve rezonans frekansı 13 devire ulaştığında, biz sıfır noktası manyetik alanında olacağız. Dünyanın dönüşü duracak ve 2 ya da 3 gün içinde ters yönde tekrar dönmeye başlayacak. Bu, dünyanın etrafındaki manyetik alanlarda bir terslik meydana getirecek.

Dünyanın Zayıflayan Manyetik Alanı: Dünyanın "kalp atış" hızı artarken, manyetik alanındaki güç zayıflıyor. New Mexico Üniv. Prof. Bannerjee'ye göre, manyetik alan son 4000 yıldaki yoğunluğunun yarısını kaybetti. Ve manyetik kutup tersliğinin bir delili bu alan güçlülüğü olduğu için, Prof. Bannerjee bir manyetik kutup değişiminin gelmek üzere olduğuna inanıyor.







Bu inanışa sahip pek çok bilim adamı var şu an dünya yüzünde ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Discovery kanalda da bu konuyla ilgili bir belgesel yayınlandığını ilgilenenler bilir.



Kaynak: NASA

İndigodergisi.com
Bilim ve Teknoloji Dergisi (Cumhuriyet Gazetesi Eki.sayı:23)
Prof.Dr.Nejat İnce , Prof.Dr.Levent Sevgi. (7 Ağustos 2009)


****


MAYALAR 





Söylentilere göre Mayalar tarafından kullanılan takvimlerden biri 21 Aralık 2012 gününü dünyanın sonu ilan ediyor. Astronomik bir çok  olayın gerçekleşeceği günde Dünya’nın yanıbaşından geçecek olan bir gezegenin yarattığı olayların hepimizi çok kötü etkileyeceği söyleniyor.

Arkeologlar yıllardır bu şaşırtıcı uygarlığın kullandığı takvimlerin şifrelerini çözmeye çalışıyorlar. Bu takvimler arasında bulunan ‘The Long Count’ (Büyük Sayım) adlı takvimin şifrelerinin çözülmesi pek çok komplo teoricisini harekete geçirdi. Mayalar tarafından en uzun zamanlı kullanılan takvim olan ‘The Long Count’  kıyamet senaryoları sayesinde cebini doldurmak isteyenler için de bulunmaz bir fırsattı.


‘The Long Count’ isimli Maya takvimi Mayaların geçmiş ve gelecek olayları belgelemek adına kullandıkları bir takvimdi.  Diğer tüm takvimler ortalama 52 yıllık bir zamanı kapsayabilyordu. Ancak bir insan yaşamı  süresinde olup bitenleri anlamaya yarayan bu takvimler Mayaların işini görmüyordu. 52 yıl öncesine ait bir olayın kaydını tutmak istediklerinde veya 52 yıl sonraki gelecekle ilgili bir bilgi kaydetmek istediklerinde ‘Calendar Round’ adı verilen bu takvimleri kullanamıyorlardı.  O yüzden  ‘The Long Count’ isimli bir takvim icat ettiler ve gelecekle ilgili kehanetlerini de bu takvime göre kaydettiler.


Mayalar kara delikleri bile biliyordu



KARADELİĞİN BİR YILDIZ TUTMASI


Mayalar kozmik bir rahimden bahsediyorlardı. Galaksinin merkezinde bulunan bu rahmin bir diğer adı da ‘Xibalba’. Xibalba Mayadilinde korkunun, karanlığın yeri, kimsenin kaçamadığı yer demek.  Bu yerin aynı zamanda galaksinin de merkezi olduğunu iddia ediyorlardı. 15 yıl önce astronomlar galaksinin tam merkezinde büyük bir kara delik olduğunu keşfettiler. Inka kabilesine göre 21 Aralık 2012 tarihinde 26.000 yılda bir gerçekleşen bir olay gerçekleşecek.  Bu tarihte Xibalba, Dünya ve Güneş ilk kez mükemmel bir hizada dizilecekler. Bu esnada ışık yoluyla insanlığa yepyeni bir bilgi gönderilecek.


Maya takvimi doğru mu hesaplanıyor? 
Gerçek kıyamet tarihi hangisi?


Geçmişten gelen takvimleri araştırırken en sık yaşanan problemlerden biri eski takvimleri bugünün takvimiyle anlamaya çalışmak. Arkeologlar önemli günleri Maya takvimi yerine bizim anlayacağımız dilde yani modern takvimin tarihleriyle anlatmak zorundalar.  Bizim günlerimiz, aylarımız ve yıllarımız sayesinde Mayalar tarafından yaşanan olayların tam olarak ne zamanda geçtiğini anlayabiliyoruz.

Modern takvim dediğimiz Gregoryen takvimi 2012 yıl önce başladı. Maya takvimi ile Gregoryen takvimini birbiriyle ilişkilendirmek için araştırmacılar ortak olayları kullanıyorlar.  İki takvimde de zamanı gösterilen önemli olaylar sayesinde bugün Maya takvimi hangi zamanı gösteriyor bilebiliyoruz.

Bugüne kadar araştırmalarda kullanılan bu korelasyon faktörünün geçerliliği bugün bilim adamları tarafından sorgulanıyor.  Gelişmeler eski zamanlarda kullanılan takvimlerin yeniden yorumlanmasına sebep oluyor. Maya takvimi de bu yeni gelişmelerden nasibini alıyor. Bilim çevreleri 2012 yılı tahminleri doğru bile olsa 21 Aralık gününün Maya takvimi sonunu yaşayacağımız gün olmayabileceğini konuşuyor.

Maya takvimi 2012 yılında bitiyor

Kıyamet öngördüğü söylenen Maya Takvimi,  arkaik sayısal sistemlere dayalı bir takvim değildi, sayısal olarak tahmin edilebilir ve anlaşılabilir bir sisteme dayanıyordu. Maya takvimlerini araştıran bilim adamları bir konuda aynı görüşteler: Maya takvimi 5,126 yıl boyunca geçerli.  En azından Maya takvimi birinci bölümü bu süre sonunda bitiyor. Mayalar Maya takvimi başlangıcını milattan önce 3114 yılı olarak belirlediler. Hesaplamalar gösteriyor ki Maya takvimi 2012 yılında son buluyor.  Maya takvimi son günü için yapılan ayrıntılı hesaplamalar ise bu tarihin Kuzey Yarım Küre’nin kış gün dönümü olan tam olara 21 Aralık 2012 gününe denk geldiğini söylüyor.

UC Santa Barbara Üniversitesi’nden bir profesörün araştırması bu senaryonun tarihinin sapmış olabileceğini söylüyor.  En az 60 günlük bir sapmanın mümkün olabileceği bilim çevrelerinde konuşulmaya başlandı bile...

****






GÜNEŞ FIRTINASI DÜNYA’YI VURACAK! 

Nasa: Elektrik, Uydu Ve Hava Sistemleri Aksayabilir

14.07.2012


Dünya, haftasonu “Güneş Fırtınası”nın etkisi altına girecek. Peki ne yaşanacak?

Elektrik ve iletişim bağlantılarınız kesilebilir, uydu sistemlerinde, hava ulaşımında aksaklıklar yaşanabilir.


Dünya, bu hafta sonu Güneş’te meydana gelen patlamaların yani “Güneş Fırtınası”nın etkisi altına giriyor.


Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, bu hafta sonu Güneş’te meydana gelen patlamaların artacağını ve Dünya’yı etkileyeceğini açıkladı. Güneş’teki patlamalar, “Güneş Fırtınası” olarak adlandırılıyor.


Fırtına, milyarlarca ton ağırlığındaki aşırı sıcak gaz bulutlarının, Güneş atmosferinden fırlamasıyla oluşuyor. Manyetik enerji birdenbire serbest kalınca, enerji yüklü parçacıklar uzaya yayılıyor.


Güneş Fırtınası, dünyadaki belli bölgelerde, enerji nakil hatlarını, iletişim ve uydu sistemlerini etkiliyor.


Kutuplara yakın noktalarda yapılan uçuşlar aksayabiliyor.


Uzmanlar, Dünya’yı bu hafta sonu etkileyecek fırtınanın çok büyük olmadığını dolayısıyla endişelenecek bir durum bulunmadığını belirtiyor.


1972 yılında güneşteki patlamalar yüzünden, Amerika Birleşik Devletleri’nin Illinois (İLİNOYi) eyaletindeki bütün şehirlerde, telefon bağlantıları kesildi.


1989 yılındaki bir başka güneş fırtınası da, Kanada’da 6 milyon kişinin elektriksiz kalmasına yol açtı.


Kaynak:


GÜNEŞ PATLAMALARI

BU SADECE EVRENSEL BİR OLAYDIR, 
OLACAĞI VARSA DURDURAMAZSIN,
BU YÜZDEN GERİ SAYMAYI BIRAKIN.
BU GEZEGENDE 
HER GÜN 
KIYAMETİ YAŞAYAN İNSANLAR VAR.
ENERJİNİZİ 
ONLARI KURTARMAK İÇİN ,
"NE YAPABİLİRİZ" SORUSUNA 
CEVAP ARAYARAK 
HARCAYIN .


SB


***