Translate

Sinan Meydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinan Meydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2013 Perşembe

ATATÜRK VE KAYIP KITA MU ile YONAGUNİ


MU KITASI






DENİZLİ'DEKİ MEZAR TAŞLARI ÜZERİNDEKİ 
MU KUTSAL SEMBOLÜ
TÜRKBİLİMİ - ÜMİT ŞIRACI




Kayıp Kıta Mu dizisinin üçüncü kitabı olan Kayıp Kıta Mu’nun Kutsal Sembolleri’nde James Churchward başlıca dünya dinlerinde kullanılan kutsal sembollerin kökenlerini ve orijinal anlamlarını araştırmıştır. Churchward’a göre farklı dinlere ait sembollerin hepsi ortak bir kökene, eski Mu Uygarlığı’na dayanır.Bugüne değin dünya üzerinde var olmuş tüm uygarlıklar kendi dinlerini anavatan Mu’nun dinsel sembollerini kullanarak ifade etmiştir.Ünlü araştırmacı ömrünün yarısını Pasifik Okyanusu bölgesinde var olmuş bu büyük medeniyetin izini sürmekle geçirmiştir. 

50 yıllık emeğin ürünü olan bulgularını bu ciltte ve dizinin diğer kitaplarındaizlerle paylaşmaktadır. James Churchward diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da çok çarpıcı tespitler yapmıştır: “insanlık tarihinin bazı dönemlerinde, ilkesizce hareket eden rahipler dinin içine uyumsuz icatlar, taşkınlıklar ve ahlaksızlıklarla dolu hırçın dini kurallar sokarak dinlerin çöküşüne neden oldular... insanların kalplerine batıl inançlar ve korkular yerleştirerek onları tuzaklarına düşürdüler. Hem ruhlarını hem de bedenlerini köleleştirdiler. Bunu başarmalarının ardından bu rahiplerin zenginleşmeleri ve tüm gücü ellerine geçirmeleri çok sürmedi…

”Buna benzer başka ilginç görüş ve belgeler içeren bu kitabı büyük bir ilgiyle, bir solukta okuyacağınıza inanıyoruz.

James Churchward 

Semboller için




Kadim uygarlıklar hakkında bir yazı yazma isteği, her birimizin belki de ana vatanı olan bu ülkeleri tanımanın ötesinde, büyük bir değişim dönemi içinde olan günümüz uygarlığının Mu ve Atlantis gibi batık uygarlıkların yıkım önceki dönemlerine benzer dönemlerden geçiyor olmaları ve özellikle yaşamakta olduğumuz topraklardaki insanların Mu ve Atlantis uygarlığıyla olan köken bağlarının ve psişik yapılarımızın daha fazla anlaşılması temeline dayanıyor. 
Bu uygarlıklar hakkındaki ilk bilgileri Plato ve Eflatun’dan öğreniyoruz. 

Kadim Uygarlıklar Serisi:
Kayıp Kıta Mu - link






VE
ATATÜRK VE KAYIP KITA MU
SİNAN MEYDAN

ayrıca video:
http://www.youtube.com/watch?v=UOwFG8iZ3gk



Köken Atatürk Ve Kayıp Kıta Mu 2

UYGARLIK TARİHİNİN “SAKLANAN” GERÇEKLERİYLE VE ATATÜRK’ÜN “BÜYÜK ARAYIŞIYLA” YÜZLEŞMEYE HAZIR MISINIZ? 

1936 Türkiye-Ankara: Atatürk, J.Churchward’ın 50 yıllık araştırmalarına dayanan “Kayıp Kıta Mu” kuramının izini sürmeye başladı. Churchward, Mayalar, Mısırlılar, Sümerler ve Uygur Türklerinin MÖ 12.000’lerde bir doğal afet sonunda Pasifik Okyanusu’nda sulara gömülen “Mu kıtasından” dünyaya yayıldıklarını iddia ediyordu. Atatürk, yaklaşık 3 yıl süren araştırmaları sonunda, ölmeden önce, Türklerin Orta Asya’dan önceki anavatanlarının Mu kıtası olabileceğini düşünmeye başlamıştı… 

Atatürk’ün ölümünden sonra bu çalışmaları kamuoyundan saklandı!1986 Japonya-Okinava: Yerel bir dalgıç Japonya’nın Okinava Adası yakınlarındaki Yonaguni’nin açıklarında hiç beklemediği bir görüntüyle karşılaştı. Suyun metrelerce altında, dipte, derinlere doğru alçalan basamaklarıyla garip bir antik kalıntı uzanıyordu önünde. Önce göz yanılması sandı, basamaklara yaklaşıp inceledi. Yapının çevresini dolaştıkça şaşkınlığı daha da artıyordu. Çok eski bir zamandan beri suyun altında yattığı belli olan bu basamaklı yapı düzenli kıvrımlara ve son derece hassas açılara sahip bir piramitti… 

Bilim dünyası şaşkındı… Yonaguni-Okinava kalıntıları günümüzden 10.000 yıl önce Pasifik’te sulara gömülmüş bir batık uygarlığa aitti…


Sinan Meydan


YONAGUNİ


"More than 10 sheets of tablets called "Okinawa Rosetta Stones" were discovered about 60 years ago at the western coast of Okinawa-jima (island) . There exist similar symbols to the + and the v carved on the submarine tablet."

Professor Masaaki Kimura ile YONAGUNİ / Okinawa Adası














Tahsin Mayatepek'in Araştırmaları




 MAYALAR VE TÜRKLÜK
Yrd.Doç.Dr. İsmail Doğan




________________________________.













24 Temmuz 2013 Çarşamba

ATATÜRK'ÜN MAL VARLIĞINI DEVLETE BIRAKTIĞINA DAİR TBMM TUTANAKLARI






1- Reisicumhur Atatürk'ün tasarruflarında bulunan bütün çiftliklerini Hazineye ihda buyurduklarına dair Başvekalet tezkeresi.

Büyük Millet Meclisi Yüksek Reisliğine

Reisicumhur Atatürk, tasarruflarında bulunan çiftliklerini Hazineye ihda buyurduklarını, melfuf tezkere ile tebliğ buyurmuşlardır. Devletin ziraat politikasında ve memleketin zirai inkişafında mühim amil olacak kıymet ve ehemmiyette olan bu alicenabane hareketi şükran ile Yüksek Meclisin ...rttılama (anlaşılmıyor-SB) arzederim.

12 - VI - 1937 
Başvekil İsmet İnönü




T.C. Riyaseti 
Başvekalete

Malum olduğu üzere , ziraat ve zirai iktisad sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddid çiftlikler tesis etmiştim.

13 sene devam eden çetin çalışmaları esnasında faaliyetlerini ; bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşid mahsulattan başka her nevi ziraat sanatlerine de teşmil eden bu müesseseler ilk senelerde başlayan bütün kazançlarımı inkişaflarıma sarfederek büyük, küçük müteaddid fabrika ve imalathaneler tesis etmişler , bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısmını yeniden imal edecek tesisat vücude getirmişlerdir.

Yerli ve yabancı bir çok hayvan ırklarıı üzerinde çift ve mahsul bakımından tetkikler neticesinde bunların muhite en elverişli ve verimli olanlarını tesbit etmişler , kooperatif teşkili suretile veya ayni mahiyette başka suretlerle civar köylerle beraber faydalı şekilde çalışmışlar , bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daima ve sıkı temaslar bulunmak suretile faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bu gün her bakımdan verimli olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir.

Çiftliklerin ,yerine göre arazi, ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek i halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hizlesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek , bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır.

Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin diğer mıntıkalarında da mümasilleri tesis edildiği takdirde tecrübelerini müsbet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, isthsalatı arttırma ve köyleri kalıkındırma yolunda Devletçe alnınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihab ve inkişafma çok müsaid birer amil ve mesned olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat hayvanat ve demirbaşlarıle beraber Hazineye hediye ediyorum.

Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşlarını mücmel olarak gösteren bir liste ilişiktir.

Muktazi kanuni muamelesinin yapılmasını dilerim.

K.Atatürk



Orman Çiftliği

Ankara'da Orman , Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar ,Etimesut, Çakırlar çiftliklerinden vücud bulmuş Orman Çiftliği.
Yalova Millet ve Baltacı çiftlikleri
Silifkede Tekir ve Şövalye çiftlikleri
Dörtyolda Portakal bahçesi ile Karabasamak çiftliği
Tarsusta Piloğlu çiftliği....


I) Bunlarda mevcud arazi :

A) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri

 700 dönüm fidanlıklar. (Buralarda meyveli ve meyvesiz muhtelif yaşlarda ve çeşitlerde 650.000 fidan vardır)

C) 400 dönüm Amerika asma fidanlığı; (Burada 560.000 kök bağ çubuğu vardır)

D) 220 dönüm bağ (Burada 88.000 aded bağ omcası vardır)

E) 220 dönüm 6600 ağaçlı zeytinlik

H) 17 dönüm 1654 ağaçlı portakallık

I) 15 dönüm Kuşkonmazlık

K) 100 dönüm Park ve bahçe

L) 2650 dönüm çayır ve yoncalık

M) 1450 dönüm yeni tesis edilmiş orman

N) 148.000 dönüm kabili ziraat arazi ve meralar.


154729 dönüm arazi



II) Bina ve tesisat:

A) 45 aded büyük ve küçük idare binası ve ikametgah bütün mefruşat ve demirbaşlarile beraber.

 7 aded 15.000 baş koyunluk ağıl

C) 6 aded Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandralar

D) 8 aded at ve sığırlara mahsus ahır

E) 7 aded umumi ambar

F) 4 aded samanlık ve otluk

H) 6 aded hangar ve sundurma

İ) 4 aded lokanta, gazino ve eğlence yerleri, Lunapark

K) 2 aded çeşitli imalar yapan furun

L) 2 aded çiçek ve yezyinat nebati yetiştirmeye mahsus ser.


51 yekun bina



III) Fabrika ve imalathaneler:

A) Bira fabrikası : Senede 7000 hektolitre çeşitli bira yapacak kabiliyette ,bütün müştemilatile ve bütün işletme levazımı ve mütedavil kıymetlerle beraber

 Malt fabrikası : Senede 7000 hektolitre biraya kafi gelebilecek miktarda mal imaline kabiliyetli bütün müstemilatı ve işletme levazmile beraber.

C) Buz fabrikası: Günde 4 ton buz yapma kabiliyetinde bütün müstemilatı ve işletme levazmile beraber.

D) Soda ve gazoz fabrikası: Günde 3000 şişe soda ve gazoz yapmak kabiliyetinde bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

E) Deri fabrikası: Senede 14000 çeşitli deri imaline elverişli bütün müştemilatı ve mütedavil kıymeetlerile beraber.

F) Ziraat aletleri ve demir fabrikası:

H) Biri Ankara'da , diğeri Yalova'da olmak üzere iki modern süt fabrikası. Her ikisi günde ayrı ayrı 15000 litre pastorize süt ve 1000 kilo tereyağ işlemek kabiliyetindedir. Bunlar da bütün müştemilatı ve işletme levazımı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

İ) Biri Ankara'da , diğeri Yalova'da iki vasi yoğurt imalathanesi

K) Şarab imalathanesi: Yılda 80000 litre imaline elverişli bütün müştemilat ve mütedavil kıymetlerile beraber.

L) İki taşlı, elektrikle işler bir değirmen, bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetlerile beraber.

M) İstanbul'da bulunan bir çeltik fabrikasının % 40 hissesi

N) Biri Orman çiftliğinin biri Tekir çiftliğinin olmak üzere her biri 15000 ner kilo kaşar, 1000 teneke beyaz peynir, 6000 teneke tuzlu yağ yapmağa elverişli iki imalathane, bütün işletme levazmatile beraber.


IV) Umumi tesisat:

A) biri Ankara'da diğeri Yalova'da kurulu iki tavuk çiftliği

 Yalovadaki çiftliklerde iki husisi iskele ve liman tesisatı

C) Üçü Ankara'da ve ikisi İstanbul'da beş satış mağazasının bütün tesisat ve demirbaşları.

D) Orman çiftliğinde: Hususi sulama tesisatı , kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevzita şubesi.


Yalova çiftliğinde: Hususi su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 

Silifke Tekir çiftliğinde: Hususi sulama tesisatı ve beton köprüler

E) Orman çiftliğinde kurulu çiftlik müzesi ve ufak mikyasta hayvanat bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları.


V) Canlı umumi demirbaş
A) 13100 baş koyun (Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıile bunların melezleri)

 443 baş Sığır (Simental, Hollanda, Kırım Jersey, Görensey, Halep, yerli ırklarıile bunların melezleri, yan, üretilen Orman ve Tekir cinsleri)

C) 69 baş İngiliz, Arab, Macar, Yerli ve bunların melezleri koşum ve binek atları. 58 çoban merkebi

D) 2450 baş Tavuk (Legorn, Fodayland ve yerli ırkları)


VI) Umumi cansız demirbaş:
A) 16 aded traktör , 13 harman ve biçer döver makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan zirai alat ve edevatın tamamı.

 35 tonluk bir aded deniz motoru (Yalova çiftliğinde)

C) 5 aded çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan kamyon ve kamyonet.

D) 2 aded çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek otomobil.

E) 19 aded çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası.




BAŞVEKİL İSMET İNÖNÜ

Muhterem arkadaşlar ;

Şimdi büyük sevinç ve heyecanla dinlediğimiz Atatürk'ün teberrüü yüksek kıymeti üzerinde ehemmiyetle durulacak çok mühim bir hadisedir. yüksek heyetinizin ve bütün memleketin dikkatini celbedecektir ki Hazineye intikal etmekte olan bu çiftlikler değeri milyonlar ifade eden bir servet halindedir. Bu çiftlikleri Atatürk senelerden beri şahsi tasarrufu ve bilhassa şahsi emeğile vücude getirmiştir.

Anadolu ortasında herkesin buradan nasıl bir mamure çıkacağına bedbin bir nazarla baktığı bir sırada bütün memleket gibi Anadolu ortasında da ilimle ve çalışma ile büyük mamure ve vatandaşlar için büyük servet temin olunabileceğine şahsan misal vermek hevesi senelerden beri kendisini işgal etmekte idi.

Çiftliklerin maddeten olan yüksek kıymetleri ancak bu kanaatile ve şahsi çalışma ile temin edilmiştir.

Bu eserler meydana çıktıktan sonra atatürk bunların maddi kıymetlerini bir lahza bakmaksızın onları kamilen Devletin istifadesine terketmesi, bütün vatandaşların bu nokta üzerinde dikkat ve şükranlarını celbetmeğe layik görülecektir. (Şiddetli alkışlar, Yaşasın sesleri)

Atatürk her türlü şahsi menfaatlerin, kendi şahsına teveccüh edecek her türlü faydaların daima üstünde kalmış ve daima üstünde kalacak olan milli varlıktır. (Bravo sesleri şiddetli alkışları)

Bu anlayışma Yüksek Meclisin ve bütün memleketin iştirak edeceğine asla tereddüd etmiyorum (alkışlar)

Arkadaşlar ; Atatürk'ün bu eserleri vücude getirdikten sonra bunları Hazineye hiç bir bedelsiz ve karşılıksız terketmesinde esaslı büyük ve siyazi bir ideali vardır. Milli mücadelenin ilk gününden beri bu memleketin kudretini ve servetini köylülerimizin kalkınmasında zengin ve müreffeh olmalarında gördü. (alkışlar)

Memleketin vesait ve menabii gayet dar olduğu zamana-larda köylüyü : Milletimizin içtimai kütleleri içinde bilhassa dikkate alınacak , onun işlerile bilhassa uğraşılacak bir mevzu olarak millete ifade etti. İlk günden beri Atatürk bu istikamette yürütmektedir. 

Dikkat buyurursanız bu gün köylülerimizin ve çiftliklerimizin vergi vermek hususunda bulundukları vaziyet, diğer bütün içtimai kütlelerden daha müsaid bir haldedir. En ağır vergiler içinde bulunan köylü ilk günden beri en ağırından başlayarak bu güne kadar mğtemadiyen külfetini azaltmaktadır.

Bu hal Hükğmet üzerinde Atatürk'ün hiç şaşmayan siyasi bir istikamet gibi mütemadi çalışmasının ve tesir etmesinin bir neticesidir.

Bu istikamette yürüyoruz. Bu gün de Atatürk'ün kani olduğu esaslı bir siyaset itikadı şudur. Bu memleketin kudretinin ve servetinin artması için köylünün vaziyetinin ve iktisadi varlığının yükselmesi lazımdır.

Tevessül ettiğimiz bütün içtimai ve endüstriyel tedbirlerin en yüksek sermayelerini vermesi memleketin köylüsünde ve ziraatında elde edeceğimiz neticelere bağlıdır.

Bunun için bir kaç seneden beri köylülün bu günkü çalışmasında daha çok semere elde etmesi için, köylünün daha çok kıymetli ve daha yeni vasıtarla istihsalatını kuvvetlendirmesi ve genişletilebilmesi için Büyük Millet Meclisi ve Cunhuriyet Hükümetleri tedbir aramakta, kabili tatbik olacak vasıta ve tedbirleri köylüye yaymak işini takib etmektedirler.

Atatürk bu mücadelenin başındadır. Onu takib etmekte çok dikkatliyiz. Atatürk, siyasetin memleket için büyük faydalar getireceğine kati olarak kanidir.

Düşündü ki, bu çiftlikler Hükümetin yeni ziraatı köylüye öğretmesi için, çok kıymetli saha ve vasıta olacaklardır. Hakikat budur.

Memleketimizin muhtelif iklimlerinde çetin ve verimsiz şartlar latında iyi neticeler ve iyi mahsuller alamayacağı fikrine karşı Atatürk bunları vücuda getirmiştir. 

Hepimiz bunların her vesile ile görüyoruz, bunlar Ziraat vekaletinin gerek ziratta ve gerek ziraatın endüstrisinde ve bu türlü terbiye ve yetiştirme sahalarında girişeceği tecrübeler için kuvvetli mesned olacaktır.

Hükümet huzurunuzda ve millet huzurunda bu çiftliklerin bedelsiz ve her türlü şartsız Hazineye terk olunmasındaki yüksek kıymeti tebrüz ettirmekte hakiki bir sevinç duymaktadır.

Hükümet çiftlikleri alırken bunların iyi halde muhafazasını daha ziyade inkişafının temin edilmesini ve memlekete gerek tevrübeleri yaymakta ve gerek esaslı ve faideli unsur olmasında çok dikkatli bulunacaktır.

Atatürk'ün çiftçilerimizin refahında ve ziraatin inkişafında şimdiye kadar takib ettiği, şimdiye kadar ibzal ettiği alakayı bundan sonra da muhafaza edeceğine kani oluşumuz bizim muvaffakiyete itimadımız vardır. Biz Ziraat vekaletinde takib olunacak yeni usulün ve yeni faaliyetlerin ana hatlarını izah ettik. ziraat vekaleti tabirlerini daha etraflı bir surette hazırlayarak bir program halinde Atatürk'ün yüksek tasvibine arzedilmek ve tensibile tatbik etmeğe çalışacaktır.

bu çiftlikleri Atatürk Cumhuriyet Halk fırkasının malı olarak saklıyordu. Şimdi Hazineye terketmesi bir defa çiftliklerin köylüler için bir mekteb, teşvik edici bir vasıta halinde kullanması Devlet elinde ameli noktai nazardan daha kolay ve daha mümkün olacağını ümid etmesindendir.

İkincisi : Cumhuriyet Halk fırkasının bu gün memlekette faaliyeti Hükümetten ayrı vir siyasi teşekkül olmaktan çıkmış. Hükümetle mümteziç milletin ve Devletin müşterek bir müessesesi haline girmiş olmasındadır. Bununla Atatürk devleti fırkasını fark etmiyerek fırkaya aid olan, fırkaya aid olması düşünülmüş olan malların Hazineye ihdasında ayrıca bir ali cenaplık göstermiştir ki, bu da mensub olmakla müftehir olduğumuz C.H.Partisinin bütün efradı için ancak haz, şeref, sevinç verecektir. (alkışlar)

Atatürk bize bir defa daha kendi huzur ve rahatının, vatandaşlarının refahında olduğunu söylüyor.

Atürk bize bir defa daha kendi şanıı şerefinin vatanının şan ve şerefinde ve kudretinde olduğunu gösteriyor.

Arkadaşlar , milletin karşısında sizin Yüksek hissiyatınıza tercüman olarak biz de söylüyoruz ki , Atatürk bizim en kıymetli hazinemizdir, onun şan ve şerefini, biz vatanın kudreti ve şerefini , biz vatanın ve aşnu şerefi sayıyoruz. (Bravo sesleri sürekli alkışlar )



pdf: 
http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750266.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750267.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750268.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750269.pdf


Vekillerin söyledikleri:

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750270.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750272.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750273.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750274.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750275.pdf

http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d05/c019/b075/tbmm050190750276.pdf

not:
pdfler bazen açmıyor sürekli tekrarlayın ve yenileyin.
SB.




ATATÜRK'ÜN MAL VARLIĞI KONUSUNDAKİ YALANLARA YANIT





......


17 Temmuz 2013 Çarşamba

Atatürk Döneminde Doğu Anadolu (1923-1938)





Doğu Anadolu’nun Durumu

Cumhuriyet’in devraldığı miras içerisinde Doğu Anadolu Bölgesi, ülke ortalamasının altında bir sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyinde idi. Ermeni mezalimi, Rus işgali ve dış tahrikli ayaklanmalar gibi nedenlerle pek çok yönden yıpranan yörenin imarı, Türkiye Cumhuriyeti’ne kalmıştı. Cumhuriyet Hükümetleri’nin, yurdun tamamında olduğu gibi, Doğu Anadolu’da da ciddi gayretlerin içerisine girdiklerine şüphe yoktur. Ancak elde olmayan nedenlerden kaynaklanan bir takım engeller bulunmaktaydı: Bölge üzerinde özellikle SSCB’nin mütecaviz istekleri, uluslararası ölçekteki ekonomik bunalımlar ve ilk Cumhuriyet hükümetlerinin içinde bulundukları iktisadi zorlukların yanında Doğu Anadolu Bölgesi’nin kendine özgü durumları da yörenin kalkınmasına doğrudan etki yapacak nitelikteydi.

Doğu Anadolu’yu Kalkındırma Gayretleri

Cumhuriyet döneminin genel kalkınma hamlesi ile birlikte, Doğu Anadolu’da da Devletin büyük bir kalkındırma sürecine girdiğine şüphe yoktur.(69) Bütün olumsuzluklara karşın yörede, bu yönde ciddi adımlar atılmıştır. Bu süreçte, ülkenin öteki yörelerinden buraya devamlı bir kaynak aktarımı da söz konusudur.(70) Bütün bu gayretler sonucu, Doğu Anadolu Bölgesi de belli bir kalkınmışlık düzeyine ulaştırılabilmiştir.

Yürütülen çalışmalar hem merkezi hükümet, hem de onun taşradaki temsilcisi olan Vali ile belediyelerin gayretleri biçiminde kendini göstermekteydi. Örneğin yurdun ve bu arada Doğu Anadolu’nun “çelik ağlarla örülmesi” faaliyetleri, merkezi otoritenin planlanmış çalışmalarıyla yürütülüyordu. Doğu Anadolu’nun çetin coğrafyasında ilerleyen demiryolu çalışmaları, kamuoyunda da geniş ilgi görüyor, ilerlemeler kilometre kilometre izleniyordu.(71) Bu demiryollarının askeri amaçlara hizmet ettiği yolundaki bazı dış yorumlara karşı kamuoyunun inancı ise, yapılanların ulusal ekonomiyi kurmaya yönelik olduğu, ancak bunun için de, Türkiye’nin “her şeyden önce sınırlarından taşan emperyalist akınlara karşı koymak zaruretinde” bulunduğu biçimindeydi.(72)

Daha yerel ölçekli işler ise Valilikler ve Belediyeler eliyle görülmeye çalışılıyordu. Örneğin Siirt içerisindeki yol inşaatı, program dahilinde yürütülerek 1934’te şehirde yedi yeni cadde açılmış ve 21.384 metre yeni kaldırım yapılmıştı.(73) Maraş (74) Belediyesi ise 1935 bütçesine kanalizasyon ve kaldırım tahsisatı koyuyor, kentin en önemli sıkıntısı olan Kanlıdere’nin kapatılmasını, mezarlık ve pazar yeri ile elektrik tesisatının yapımını programına alıyordu.(75) Doğu illerimizin önemli gereksinimlerinden olan yakacak konusunun halli için Vali ve Türkofısi işbirliğine gidiyor, Olti Balkaya kömür madenlerini işletmek için 200.000 TL. sermayeli bir anonim şirket kuruluyordu.(76)

Günlük yaşamı kolaylaştıracak ve sosyo-ekonomik faydaları beklenen küçüklü büyüklü yatırımlar olanaklar ölçüsünde sürdürülüyordu.(77) 1935 mayısında Urfa, Gazi Ayıntab ve Fevzipaşa arasındaki Birecik’te, Fırat üzerinde 12 metre uzunluk ve 5 metre genişliğinde tel üzerinde makara ile işleyen dubalar ısmarlanıyor, bununla mal taşımasının daha kolay ve ucuz olması amaçlanıyordu. Gene aynı yerde üç katlı bir İlçebaylık, yani Kaymakamlık evi de yaptırılmıştı.(78)

Yapılan çalışmalar yalnız bayındırlık alanında değil sağlık ve eğitim başta olmak üzere diğer konularda da sürmekteydi. Örnek olarak Erzurum’da (79), 1936 yılında kız sanat okulu açılmış (80); 1938 yılında 900.000 TL.lık bir imar hareketine girişilerek ilçeler dahil 30 ilkokul, sinema şehir elektriği vs. yatırımlar gerçekleştirilmiştir.(81) Aynı yıl Ilıca nahiyesinde de posta ve telgraf merkezleri açılmış, 14 derslikli ilkokul binası ihale edilmiş, gazino ve lokantası olan bir otel de planlamaya alınmıştı.(82) Gene kültür konusu, nasıl ki ülke genelinde en temel işlerden sayılmış ise Doğu Anadolu’da da aynı yaklaşımın paralelinde çalışmalara rastlamaktayız. Bu bağlamda örneğin 8 Ağustos 1938’de Doğu Kültür Kongresi Erzurum’da açılmıştı.(83)

Yöreye yalnızca yurdun bir parçası olarak değil; Kurtuluş Savaşı’na coğrafi başlangıç yeri olmasından dolayı, belki tarihi bir sorumluluk hissi, bir tür nostalji ile de yaklaşılıyordu. Çünkü “…en müşkül dakikada şarktan yeni ve umulmaz bir ümit yıldızı doğmuştu…”(84) Bu “romantik” sayılabilecek yaklaşım içerisinde yöreye yapılan harcamaların maliyet analizleri genellikle göz ardı edilmiş ve bu, çoğunlukla bilinçli bir tercih olarak ortaya konmuştur. Örneğin Nisan 1935’te Van Gölü İşletme İdaresinin bütçesi hakkında Meclis’te yapılan görüşmeler sırasında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya şöyle diyordu: “…Cumhuriyet Şeyh Sait vakasından ve onu takip eden hadiselerden sonra icap eden inzibat tedbirlerini tamamıyla aldı. Onu müteakip de oranın ümranını gözetti. Bu muntazam bir program halinde devam edecektir ve etmesi de lazımdır. Van Gölü İşletmesi Vapurları Van Gölü sahillerinin ve havalisinin birebir irtibat vasıtalarıdır. İki köy arasında, iki şehir arasında Devlet şosesini yaparken nasıl onun gelirini değil memleketin inkişafını gözetirse, Van Gölü’nün işletilmesinde kullanılan vapur ve sair vesaiti nakliye müteharrik bir köprü, bir şose telakki edilmelidir. Bu bir amme hizmetidir. Bir irat membaı değildir. Ve uzun yıllar böyle devam edecektir”(85)

Bu yaklaşımın başka örneklerine de sıkça rastlamak mümkündür. Nitekim, makine aksamı 18 Şubat 1938’de Almanlara ihale edilen Sivas çimento fabrikasının yapılış nedeni “şark vilayetlerimizle Orta Anadolu’da daha ucuza çimento satışını temin etmek” olarak kayıtlara geçecek (86); aynı yılın başlarında bizzat Başbakanın ağzından “..tetkikatımız bizi rantabl olmasa dahi mühim bir zarara sokmayacak neticeye götürürse, şarları müsait olan mıntıkalarında şeker fabrikaları kurmak karar ve azminde” olunduğu ifade edilecekti.(87)

DR. SAİT AŞGIN




****


ATATÜRK'ÜN GAP PROJESİ "
Ayrılıkçı Kürtçüler Bunu Biliyor mu?"

Atatürk döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde 6.124 işyeri açılmıştır.[30]

Atatürk, 1930’larda Doğu’da bir “üniveriste kurma” talimatı vermiştir. Bu doğrultuda bugünkü Erzurum Atatürk Üniversitesi kurulmuştur.[31]

Rahmi Doğanay, “1930-1945 Dönemi Doğu Anadolu Bölgesinde Uygulanan Sanayi Politikaları” çalışmasının sonucunda, genç Cumhuriyetin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birçok yatırım yaptığını doğrulamıştır:

“Doğu Anadolu, Birinci Sanayi Planı çerçevesinde maden, dokuma ve sigara sanayi gibi birçok endüstriyel kuruluşa kavuşmuştur. Kaldı ki; bu dönem kalkınma ve sanayileşme hedefleri bölgesel gelişmeyi değil, bütün ülkenin topyekün gelişmesini hedeflemiştir. İkinci Sanayi Planı ise daha geniş kapsamlı olmakla birlikte uygulamada dünya ve Türkiye’nin olağanüstü şartları içinde daha etkisiz kalmıştır.(…)

İzmir İktisat Kongresi’nden itibaren ülkenin tümüyle bayındır ve mamur hale getirilmesi konusunda izlenen iktisadi politikalar hem devletin sorumluluk alması, hem de özel teşebbüsün yatırımlar için teşvik edilmesine yöneliktir. Birkaç kez çıkarılan Sanayii teşvik Kanunları da iktisadi gelişmeyi sağlamak amacını taşımaktadır. Birinci ve İkinci Beş yıllık Sanayi Planları da ülkenin her tarafı için olduğu kadar, Doğu Anadolu’da devlet ve özel teşebbüs yatırımlarının yaygınlaştırılması yönünde hedefler koymuş, Atatürk de yurt gezilerinde bölgenin özelliklerine göre yapılacak yatırımlar açısından görüşlerini beyan etmiştir. Ayrıca bu gezilerde yatırımları teşvik amacı da dikkate alınmıştır..”[32] 

Ramazan Topdemir de, “Atatürk’ün Doğu-Güneydoğu Politkası ve GAP” adlı kitabında, Atatürk döneminde genç Cumhuriyetin ayrım yapmadan “yurdun her tarafını” kalkındırmak için çok büyük yatırmlar yaptığını, özellikle tarımla uğraşan köylüye büyük kolaylıklar sağladığını ifade etmiştir: 

"Ülkenin en uzak köşelerinde bile halkın huzuru ve güvenliği öylesine sağlanmıştır ki bunu geçmişin en sakin dönemleriyle karşılaştırmak bile yersiz olur. Herkes güven içinde tarlasında çalışmakta ya da zanaatını yürüttüğü yerde işin başındadır. Bu insanlar çalışmalarının sonuçlarından yararlanabileceklerinden emin ve bunların ellerinden zorla alınamayacağının güveni içindedirler. Ekonomi, eğitim sosyal yardım konularında şimdiden somut sonuçlar alınmıştır. Daha önceden var olan tarım okullarına Bursa’da, Balıkesir’de İzmir’de, Adana’da, Erzincan’da beş yenisi eklenmiştir. Savaşın ve değişmelerin işlemez hale getirdiği Ziraat Bankası yeniden çalışır hale getirilmiş ve birçok yerde şubeler açılarak halkın yardımına koşulmuştur. Pek çok sığınak ve göçmen refahları yönünden uygun yerlere gönderilerek yerleştirilmiştir. Bu işin daha çok yürütülmesi için özel yardım bankaları kurulmak üzeredir.

Köylülere önemli düzeyde iki buçuk milyon liralık tarım aletleri dağıtılmıştır ve dağıtım sürdürülmektedir. Ayrıca köylülere tarım araç, gereçleri vermek gerektiğinde bunları onarmak amacıyla sermayesinin yüzde 70`ine katıldığımız bir şirketle anlaşma yapılmak üzeredir. Bu anlaşma çiftçileri çok memnun edecek ve onların yararına olacaktır.” 

Atatürk’ün Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik en önemli projesi, Atatürk öldükten sonra hayata geçirilen GAP Projesi’dir. 

Tarihin en büyük dehalarından Atatürk, "Buraya bir insanlık gölü inşa edelim" diyerek GAP’ın ilk adımını 1934 yılında atmıştır.[33] Atatürk’ün talimatıyla, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki mevcut su kaynaklarından elektrik elde edilmesi için 1936 yılında Elektirk İşleri Etüd İdaresi kurulmuştur. “İdare, ‘Keban Projesi’ ile yoğun etüdlere başlamış, Fırat Nehri'nin her açıdan tetkiki ve sonuçlarının tespiti için rasat istasyonları kurmuştur. 1938 yılında Keban boğazında jeolojik ve topoğrafik etüdlere başlanmıştır. 1950-1960 yılları arasında gerek Fırat gerekse Dicle üzerinde Elektrik İşleri Etüd İdaresi tarafından sondaj çalışmalarına ağırlık verilmiştir”[34].

Böylece GAP’ın alt yapısı hazırlanmıştır.

Sinan MEYDAN



Ayrıca : AKL-I KEMAL-ATATÜRK'ÜN AKILLI PROJELERİ 






*****

Tüsiad'a her türlü desteği vereceğiz. 24.06.2013

İnsanlar doğdukları yerde doyacaklarmış....!!!
Önemli yatırım kararları açıklanacakmış...!!!




........

PKK YIKTI,YAKTI VE İNSANLARI KENDİLERİNE 
MUHTAÇ ETTİ, 
ONLARLA AYNI FİKİRDE OLMAYANLARI ÖLDÜRDÜ VE KALANLAR DA BATIYA GÖÇTÜ...!!!
HA ,ONLARLA AYNI FİKİRDE OLANLAR DA TÜRKİYENİN DÖRT BİR TARAFINA DAĞILDI..! 
BASKI ALTINDA TUTMAK İÇİN.


ŞİMDİ DE HÜKÜMET SANKİ KENDİ BAŞARISIMIYMIŞ GİBİ DOĞUYA HİZMET GÖTÜRECEKMİŞ/ GÖTÜRENLERİ DESTEKLEYECEKMİŞ ...

ACABA BAŞARI KİME AİT ?
TABİİ Kİ EMPERYALİSTLERE
UNUTANLARDA OLAYLARA HEP DÜZ BAKIYOR...

AMA .....

DİRENTÜRKİYEM
ATATÜRK GENÇLİĞİ KAZANACAK.






***