Translate

Templar Şövalyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Templar Şövalyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2012 Cuma

YENİ DÜNYA DÜZENİ - 5




Ahtapotun ana kolları!





Yeni Dünya Düzeni masonların hedefi



“Yeni Dünya Düzeninden” ilk defa, İngiltere’de modern Masonluğun kurucusu kabul edilen Sir Francis Bacon’un Nova Atlantis adlı kitabında, bahsedilmiştir. Bağımsızlık savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri üç örgüt üzerine kurulmuş görünmektedir. Bunlar, başta Masonluk olmak üzere, İlluminati ve Rose Croix’dır. Masonluk, Gül-Haç örgütünün etkisiyle ve Süleyman mabedi gibi benzer semboller kullanılarak hür masonlar olarak isimlendirilen örgütlerle gelişti. Pythagore geometrisini bilenler üst derecede idi. Ameleler örgüte kabul edilmiyordu. Süleyman mabedinin duvar ustası, yani mimarı olan Hiram efsanesine yenilikler kattılar. 


Hiram, Osiris,yani güneş olarak kabul edilir. Kışın güneş olmayınca tabiat dul kalır. Masonlar,. bu sebeple Güneş çekildiği için kendilerini dul kadının çocukları olarak kabul eder. Masonlar, bütün Avrupa’da örgütlendiler. Londra’daki loca, büyük locaydı. Fransa’da Büyükdoğu locası duruma hakimdi. Napolyon da bir masondu.




Masonlukta merkezi bir iktidar yoktur Her milletin masonları kendi büyük locaları tarafından yönetilir. Fakat dünyadaki bütün mason locaları, tek bir loca olarak kabul edilir. Frank Masonlar kutsal eşkenar üçgen sembolünü kullanır ve üç nokta ile temsil edilir. Üçgenin ortasında İbrani alfabesinden dört harf bulunur. Bunlar Tanrı’nın gözünü ifade eden güneşi temsil eder. Bunlarla birlikte perggel ve gönye, Süleyman babedinin iki sütunu, Parıldayan yıldız, altı köşşeli yıldız, yontulmamış taş, parıldalan kılıç gibi sembolleri de vardır. Bir mason alfabesi de mevcuttur. Harfler çizgi ve noktalarla belirtilir. Masonluğa giren kişi henüz yontulmamış bir taş olarak kabul edilir. Eğitildikçe ve olgunlaştıkça bir üst dereceye yükselir. Çıraklık ve kalfalıktan sonra usta olur. Cemiyete giren, önce düşünme odasına alınır. O henüz bir nam maddedir, işlenecektir. Aday, düyünme odasında geçmiş varlığını öldürür ve yaniden doğmuş olur! Bu sırada adayın sol göğsü ve sağ bacağı çıplaktır. Boynuna kaygan bir urgan takılıdır. Bu onun bulunduğu dünya ile bağlantısını temsil eder! Aday, insanın Tanrı’ya, insanın kendine ve diğer insanlara karyı görevleri konusunda üç soru ile yazılı bir sınavdan geçirilir. Işığı gördüğü kabul edilen adayp sınavı geçmiş olur.. Takdis için, bütün üyeler, kılıçlarının ucunu adaya çevirir. 



“Yeni Dünya Düzeni”


Cihangir Gener’in araştırmalarına göre İngiltere’de modern Masonluğun kurucusu kabul edilen Sir Francis Bacon’un Nova Atlantis adlı kitabında, “Yeni Dünya Düzeni” nden ilk kez bahsedilmiştir. Aydınlanmacı Bacon’un kafasında canlandırdığı bu ütopya, sonuçta Amerika Birleşik Devletlerinin kurulmasına esin kaynağı olmuştur. Bacon’un 16. yüzyıl sonlarında İngiliz Gülhaçlılar Cemiyetinin “Büyük Komutan” lığını yaptığı da bilinmektedir.

Amerika kıtasına yapılan göçler sırasında çok sayıda İngiliz Masonun yanı sıra, Fransız Mason da yeni dünyaya ayak basmıştır. Bunlar arasında “İlluminized Free Masons” ve “İllumines” üyeleri de bulunmaktadır. En tanıdık isim Benjamin Franklin’dir. Örgütün Amerika’da kurulan kolunun adı, “Beyaz İlluminati Locası” ya da, “Beyaz Kardeşlik” tir. Bir İllumines üyesi olan Jean Jacques Rousseau’un, bağımsızlık savaşı öncesi Amerika’da faaliyetlerde bulunduğu bilinmektedir. Dönemin Amerika’daki Fransız büyükelçisi Edmont Genet’in de bir Jakoben ve Mason olduğu ve burada İlluminati örgütlenmesinde önemli rol oynadığı söylenmektedir. Koloni savaşlarını başlatan örgütler arasında İlluminati başı çekmektedir.

Cihangir Gener’in tespitlerine göre Bağımsızlık savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri üç Ezoterik örgüt üzerine kurulmuş görünmektedir. Bunlar, başta Masonluk olmak üzere, İlluminati ve Rose Croix’dır. Devletin kuruluşunu ilan eden Bağımsızlık Bildirgesine imza atan 40 kişiden 28’inin Mason olduğu bilinmektedir. İlluminati ya da Rose Croix üyelerinin sayısı ise bilinmemektedir. Devletin ilk Başkanı olan General George Washington Mason’dur. Beyaz Saray’ın temel atma töreni, tüm biraderlerin katılımı ve Masonik bir tören ile gerçekleştirilmiştir. 18 Eylül 1793’de George Washington, Maryland Büyük Locasının Büyük Üstadı sıfatı ile Capitol binasının temel taşını ve çok sayıda Masonik sembolü temele yerleştirmiştir. Başta yeni devletin anayasası olmak üzere, pek çok kurum ve kuruluş, Masonik kurallara göre düzenlenmiştir. Denilebilir ki, ABD bir Mason cumhuriyetidir.



Türkiye’de masonluk




Türkiye’de masonluk Osmanlı devletinin yıkılışında büyük rol oynadı. Atatük tarafından kapatılan mason dernekleri, yeniden açıldığında Türk Mason Dergisi’nin 1951 yılı Ocak ayında basılan ilk sayısında ve “Bu mecmua niçin çıkıyor?” başlıklı yazısında, aynen şöyle deniliyor: 

“Masonluğun gayesi, insan cemiyetlerinde din, politika, ekonomi ve aile gibi çeşitli sebeplerin meydana getirdiği ihtilatları ve bu ihtilatların doğurduğu farkları ortadan kaldırmaktan ibarettir. (İhtilat, sosyal hastalık hatta ’komplikasyon’anlamında kullanılmaktadır. Buna göre masonlar, din, politika, ekonomi ve aileyi her türlü sosyal hastalığın sebebi olarak görmektedir.)
Masonluk, başı ve sonu ıstırap olan bu farklar kaldırıldığı gün, insanlığın manevi birliği kurulacağı kanaatindedir.”



Bir dolarlık banknot üzerindeki semboller


ABD Büyük Mührü, Ezoterik sembollerinin birleşimi ile oluşmuştur. Bir Dolarlık banknotlardan tanıdığımız Büyük Mühür, 1776 yılında Benjamin Franklin, Thomas Jefferson ve John Adams tarafından dizayn edilmiştir. Bir Dolarlık banknotun üzerinde, üstünde üçgen içinde bir göz bulunan, tamamlanmamış bir piramit vardır. Üçgen içinde göz sembolü, her şeyi gören “Evrenin Ulu Mimarı” nın en eski sembollerindendir. Masonluğun yanı sıra İlluminati de aynı sembolü benimsemiştir. Piramidin hemen altında Latince, “Novos Ordo Seclorum” yazmaktadır. Anlamı, Yeni Seküler Düzen’dir. Bu söylem, İlluminati’nin hedefidir. Böylece ABD, kendi ulusal politikasının ve dini kurallarının bu yeni seküler düzen çerçevesinde uygulandığını açıklamıştır. Seküler düzen, İlluminati’nin yanı sıra Masonluğun da en öncelikli taleplerinden biridir. Novos Ordo Seclorum’un hemen altında 1776 tarihi bulunmaktadır. Bu tarih, bağımsızlık ilanının yanı sıra, ABD’ndeki İlluminati’nin de kuruluş tarihidir.


Bu sembollerin altında yine Latince, “Annuit Coeptis” yazmaktadır. Türkçe’ye, “Plan mutlaka başarılacak” şeklinde çevrilebilir. Plan, İlluminati’nin “Yeni Dünya Düzeni” kurulması hedefidir. Paranın üzerindeki bir diğer Latince cümle, “E Pluribus Umum” dur. Bu ifade de, “pek çoklarının arasında tek” şeklinde çevrilebilir. ABD, o günkü dünya üzerinde İlluminati hedefleri doğrultusunda kurulmuş ilk ve tek devlettir. Tüm bu sembol ve cümleler birleştirildiğinde, mutlaka başarılması gereken büyük bir planın bulunduğu ve bu planın sadece ABD için olmadığı anlamı çıkmaktadır. “Yeni Seküler Dünya Düzeni” bu uluslararası planın adıdır ve günümüzden iki yüz yıl önce, ABD kurucuları tarafından açıklanmıştır. İngiltere’yi birleştiren Kral Arthur’un Yuvarlak Masa Şövalyelerine atfen, “Yuvarlak Masa” adı verilen bir örgü, ABD’de, ABD ve İngiltere’den beş işadamı tarafından 1877 tarihinde kurulmuştur. 

Hedef, İngilizce konuşan ülkeleri bir federasyon çatısı altında bir araya getirmektir. Bu birlik, ileride kurulacak Dünya Federasyonu’nun nüvesini teşkil edecektir. O günlerde dünyanın en zengin adamları olarak tanınan bu beş iş adamı, Amerika Birleşik Devletleri’nden John Rockefeller, John Morgan, Andrew Carnegie ile İngiltere’den Mayer Rotschild ve Cecil Rhodes’dur. Hepsi İllüminati üyesi ve 33. Derece Masondur.



Dinler arası diyalog da bir mason projesi


Masonluk tanımına göre bugünkü “dinlerarası diyalog” girişimleri ve “bütün dünyada tek dil, tek para, tek din ve tek pazar” demek olan küreselleşmenin nereden doğduğu konusunda bir şüphe kalmıyor. Dinlerarası diyalog faaliyetleri, tam da mason derneklerinin hedefini gerçekleştirmeye, dinler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Tıpkı, “Allah birdir, Muhammed onun elçisidir” şeklindeki İslamiyet’in temel kabulünü parçalayarak ikinci kısmını ortadan kaldırmak istemeleri gibi!

Dinlerarası diyalog girişiminin bir mason girişimi olduğunu somut olarak teyit eden bir diğer husus da başta dinlararası diyaloğun Hıristiyanlığı yayma girişimi olduğunu açıklayan Pietro Rossano olmak üzere Vatikan’daki birçok kardinalin P-2 Mason Locası mensubu olduğunun ortaya çıkmasıdır! Rossano, bu locaya 1968 yılında girmiştir. Sadece Rossano değil, Vatikan’ın önde gelen 66 kardinal ve piskoposu, bu locaya kayıtlı kişilerdir!


ARSLAN BULUT 16.09.2012











YENİ DÜNYA DÜZENİ - 6

Ahtapotun ana kolları!






Loyolalı Ignatius
İşte Cizvit yöntemleri

Tarikata kabul edilen herkes mutlaka uzun ve ayrıntılı eğitimlerden geçirilir, ancak başarılı görülenler tarikatın fikir ve ideallerini öğrenebilirlerdi. Cizvitler, özellikle fakir ve yetenekli gençlere, kurdukları özel okullar aracılığı ile çok iyi bir eğitim verdirirlerdi.

Fransa, Clermont’ta bulunan Cizvit koleji döneminin en iyi okuluydu. Cizvitler fikirlerine karşı çıktıkları bir kurum ya da topluluk ile karşılaştıklarında asla açıkça kavgaya girmezler, sinsi ve gizlice her türlü etkinlikte bulunarak o kuruluşu yıpratırlardı.

Vikipedi’ye göre Cizvitlerin asıl başarıları eğitim alanındadır. Kurdukları okullar, uzun süre, Hıristiyanlık dünyasmdaki en iyi eğitim kurumlan olarak kaldılar. O kadar ki, İngiltere’de modern Masonluğun kurucusu kabul edilen Sir Francis Bacon “eğitim açısından Cizvit okullarına danışmak gerekir, çünkü uygulamada onlardan daha iyisi yoktur” demekteydi. Cizvitler, genel bilgi düzeyini yükseltmişler, tüm Katolik Avrupa’da Kilise’nin itibarını yeniden kazanmasını sağlamaya çalışmışlar ve onlarla rekabete giren Protestan Avrupa’nın da uyarıcısı olmuşlardır.

Reformasyon hareketinin önemli bir sonucu, 16. yüzyılda Kilise’nin hemen hemen bugünkü biçimini almasıdır.Papalık bu tarihten sonra devlet yönetiminden ayrı dinsel bir örgüt olarak faaliyet gösterecektir. Bir başka önemli sonucuysa, Avrupalıların, ister devletler arasında, ister devlet sınırları içinde olsun, Hıristiyan dininin gerçeği üzerinde anlaşamamalarının, laiklik ve modern bilime giden kapıyı açmasıdır. Din ve devlet görevlilerinin işbirliği yapıp mükemmel bir dinsel uyum sağladıkları devletlerdeyse, entelektüel bir durgunluk hüküm sürecektir. Rönesans ile Re-formasyon arasındaki karşılıklı etkileşim, Avrupa insanının yaratıcılık potansiyelini artırmış, kısaca Avrupa’nın entelektüel ve manevi enerjisini yükseltmiştir.



San Ignatius di Loyola Kilisesi


İtalya’nın kuzey doğu bölgesindeki Friuli-Venezia Giulia özerk idari bölgesindeki Gorizia şehrinde Katolik karşı devrime ön ayak olan Loyolalı Ignatius anısına 1680-1725 döneminde Cizvitler tarafından San Ignatius di Loyola Kilisesi yapılmıştır. Günümüzdeki pek çok Cizvit okul ve kurum onun mirasıdır. Yalnızca ABD’de bile, 28 Cizvit koleji ve üniversitesi; 50’den fazla ortaöğretim okulu vardır. Galileo Galilei, Denis Diderot, Voltaire, James Joyce, Fidel Castro ve Bill Clinton gibi birçok entelektüel ve tarihi kişi bu okullarda yetişmiştir. Ayrıca bazı iddialara göre, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın kuruluşunda, Ignatius’un dini uygulamalarından ilham alınmıştır.

Vikipedi’deki tespitlere göre Cizvitlerin yoğunlaştıkları alanlar misyonerlik ve eğitimdir. Türkiye’de “İsa’nın Askerleri” adıyla bilinir, üyelerine “Cizvit” denir. Bu tarikata mensup rahipler isimlerinin sonuna S.J. (Societas Jesu) ekleme hakkına sahip olur. Cizvit tarikatı ilk kurulduğu zamanlarda Roma Katolik kilisesinin fevkalade olumsuz tepkisiyle karşılaşmış ve kabul görmemişti. Ancak Cizvitler, kısa süre içerisinde Protestanlara ve Anglikan mezhebine karşı sert tutumları ve bunlar aleyhine yaptıkları çalışmalar nedeniyle kilisenin bu menfi yaklaşımını tersine çevirerek Papalığın beğenisini kazandılar. Bu beğeni, Kilise’nin tarikatı açıktan desteklemeye başlaması ile ilk meyvelerini verdi, alınan destek sayesinde tarikat kısa sürede hem ekonomik hem de politik olarak büyük güç kazandı. Bu dönemde Cizvitler, Kilise’ye hoş görünmek için özellikle aforoz edilenlere karşı çok acımasız oldular.

Cizvitlerin benzer tarikatlardan en önemli farkının örgüt yapısında olduğu görülür. Tarikat üyeleri her zaman göze batmadan her türlü toplum içerisinde, o toplumun insanları ile aynı düzeyde ve uyum içerisinde yaşarlardı. Tarikat, ilk gününden itibaren kısa vadeli hedefler yerine hep uzun vadeli hedeflere yönelmiş ve özellikle gençlere yatırım yapmıştır. Gerçekten de insana yapılan yatırımlar sayesinde Cizvit tarikatı çok kısa sürede Avrupa’nın en önemli siyasi ve ekonomik gücü haline gelmiştir. Tarikata kabul edilen herkes mutlaka uzun ve ayrıntılı eğitimlerden geçirilir, ancak başarılı görülenler tarikatın fikir ve ideallerini öğrenebilirlerdi. Cizvitler, özellikle fakir ve yetenekli gençlere, kurdukları ya da destekledikleri özel okullar aracılığı ile çok iyi bir eğitim verdirirlerdi. 

Fransa, Clermont’ta bulunan Cizvit koleji döneminin en iyi okuluydu. Cizvitler fikirlerine karşı çıktıkları bir kurum ya da topluluk ile karşılaştıklarında asla açıkça kavgaya girmezler, sinsi ve gizlice her türlü etkinlikte bulunarak o kuruluşu yıpratırlardı. Özellikle sahip oldukları iyi eğitimli genç üyeleri sayesinde karşıt oldukları kurum ya da topluluğun içine sızarak kendi ilke ve fikirlerini içerden aşılarlardı. Bu şekil içerden yapılan baskı ile o kurum kısa süre içerisinde yıpratılır veya tamamen yozlaştırılırdı. 18. yüzyıla gelindiğinde Cizvit tarikatı öyle bir hal almıştı ki hem Avrupa’da ve hem de özellikle Güney Amerika’da her önemli noktada Cizvitleri görmek mümkündü. Cizvitler, Uzakdoğu’da dahi etkin faaliyette bulunabiliyorlardı.

1773 yılında dönemin dini lideri XIV. Clement, Cizvit tarikatının feshedildiğini ve dünyanın her yerinde Roma kilisesi tarafından Cizvitlere tanınmış olan tüm hak ve ayrıcalıkların kaldırıldığını ilan etti. Bu ilan ile birlikte Cizvitler arasında büyük bir çözülme oldu. Her ne kadar 1814 yılında VII. Pius tarafından Cizvitlere eski hak ve ayrıcalıkları geri verildi. Katolik mezhebinin bir tarikatı olarak varlıklarını sürdürebildiler. Cizvitlerin KARA PAPA denilen Generallerine kayıtsız şartsız itaat yeminleri vardır ve yeminlerini bozanlardan dünyanın neresinde olursa olsun intikam alınır. 1773 yılında Papa XIV. Clement Cizvitleri Vatikan’dan kovdu ve servetlerine el koydurdu. Fakat, bugün de Yeni Dünya Düzeninin gerçek itici gücü Cizvitlerdir.



Cizvitlerin kurucusu Ignacio De Loyola


Vikipedi’deki verilere göre Cizvit tarikatının kurucusu Bask kökenli İspanyol din adamı Ignacio De Loyola’dır. 1491’de İspanya’da doğmuştur. Navarre Krallığı ’nın hizmetinde Basklı bir soyluyken Katolik oldu. 1534’te yedi arkadaşıyla birlikte Cizvit tarikatının temelini attı. 1540 ’ta Papa’nın izniyle resmen kurulan tarikatın başına geçti. Kurduğu tarikat Protestanlığın yayılmasını önlemede rol oynadığı gibi dinde her türlü reform düşüncesinin ezilmesini sağladı. 1556 yılında Roma’da ölen Ignacio De Loyola 1621 yılında aziz ilan edildi. Ignacio De Loyola, “Çayın kenarında giderken, durup suya baktım. Birden basiret gözüm açılmaya başladı ve bana çeşitli dini ve dünyevi meseleleri anlama gücü verildi. Eğer şu anda aldığım ilmi ve gücü, ömrüm boyu Tanrı’dan aldığım yardımla karşılaştırırsam; o anda aldığım ilmin çok daha üstün olacağına hiç şüphem yoktur. Bana öyle geliyor ki, tamamen başka bir insana dönüşmüşüm. Tüm bunlar üç dakikadan kısa sürdü” diye nasıl dönüştüğünü anlatır. 

Ignacio De Loyola, Paris Üniversitesi’nde eğitim alırken, 1534 yılında Paris’te papaz oldu, Roma’da Papa III. Paulus’la yüzyüze konuştu ve onu, oluşturduğu topluluğa yardım etmesi için ikna etti. Cizvitler tarikatı, başkanları olarak Ignatius’u seçti. Tarikatın oluşturulmasındaki temel amaçlardan biri de, o dönemde Avrupa’da yaygınlaşan Protestan akımlarla mücadele etmektir. Ayrıca, dünyanın çeşitli bölgelerinde misyoner faaliyeti göstermişlerdir. Ignatius’un 1551 yılında kurduğu “Roman College” , günümüzde “Gregoryan Üniversitesi” (İtalyanca: Pontificia Università Gregoriana) olarak devam etmektedir.




ARSLAN BULUT 17.09.2012











Bugün Mason Sembolleri olarak tanımlanan tüm semboller eski dönem Türk Kültürüne aittir.
Nuray Bilgili'nin bu konuda bir yazısı bulunmaktadır, ki katılıyorum. Mason "Taş Ustası" demek. Turanlılar birer Taş Ustası olarak anılmışlardır. Hatta iyi birer inşaat ustalarıdır. Bu yüzden de Kudüs'te bulunan Süleyman Tapınağı, Süleyman tarafından Turanlı ustalara yaptırılmıştır.


"The Turanian races were the first to people the world beyond the limits of the original cradle of mankind, in the valley of the Euphrates before the Semitic or Aryan races came there. The Turanians were builders; the Semitic races never erected a building worthy of the name. When King Solomon decided to build the Temple at Jerusalem, he lead recourse to 
Turanians to take the lead in the work."
Moses W.Redding, Illustrated History of Freemasonry




YENİ DÜNYA DÜZENİ - 3




Ahtapotun Ana kolları!




Türkiye’de Adli Yıl Açılış Töreni, Ankara’nın en lüks beş yıldızlı otellerinden biri olan JW Marriott Otel’de yapıldı.  Yani Mormonların Oteli’nde.. Üstelik bu törene Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel de katıldı. 


Mormon otelinde adli yıl açılış töreni


Türkiye’de ordu, kısa bir zaman önce, 28 Şubat sürecinde tarikat önderlerine yemek verdiği için Başbakan Necmettin Erbakan’ı “postmodern bir darbe” ile istifa etmeye zorlamıştı.. 2012 Eylül ayında ise Adli Yıl’ın açılış töreni bir Hristiyan Tarikatı’nın sahibi oduğu otelde yapılabildi. Üstelik yüksek yargı organlarının mensupları ile birlikte Genelkurmay Başkanı da bunda bir sakınca görmedi..

Geçtiğimiz haftalar içinde Mormon tarikatı, dünyünon gündemine geldi. Çünkü Mormonlar, ABD’deki Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Romney’i desteklediklerini ilan etti. Zira Romney de bir Mormon.. ABD’de kimin başkan olacağı elbette bütün dünya için önemli ama Baba Bush ve oğul Bush ile birlikte Yeni Muhafazakarlar denilen Neo-Con’lar, başka bir tanımlama ile Hıristiyan Siyonistler tarafından yönetilen Cumhuriyetçilerin şimdi Mormonların liderliğini benimsemesi, son zamanlarda bütünüyle bu ülkenin Büyük Orta Doğu ve Arap Baharı gibi projelerinin taşeronluğunu yapan Türkiye için daha da önemli.. Üstelik Mormonların önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Marriott Otelleri sahibi J. Willard Marriott, Michigan’da bir kilisede Romney lehine konuşma yaptı. Romney ve Marriott aileleri uzun zamandan beri çok yakınlar. Öyle ki şimdiki aday, Willard Mitt Romney’in adı da Mormonların lideri J. Willard Marriott’tan geliyor. Romney’in babası eski Michigan Valisi George Romney, yakın dostu J. Willard Marriott’ın adını oğluna vermiş.. 

Türkiye’de ise Adli Yıl Açılış Töreni, Ankara’nın en lüks beş yıldızlı otellerinden biri olan JW Marriott Otel’de yapıldı. Yani Mormonların Oteli’nde.. Üstelik bu törene Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel de katıldı. Türkiye’de ordu, kısa bir zaman önce, 28 Şubat sürecinde tarikat önderlerine yemek verdiği için Başbakan Necmettin Erbakan’ı “postmodern bir darbe” ile istifa etmeye zorlamıştı.. 2012 Eylül ayında ise Adli Yıl’ın açılış töreni bir Hristiyan Tarikatı’nın kontrolündeki otelde yapılabildi. Üstelik yüksek yargı organlarının mensupları ile birlikte Genelkurmay Başkanı da bunda bir sakınca görmedi.. 

Romney’in umudu kutsal iç çamaşırında!

CNN televizyonunda siyasi programlar yapan Rachel Streitfeld, kurumun İnternet sitesi için Boston’dan bir analiz yazısı yazdı. Yazıda, New Hampshire’de Mormonların Kilisesi Wolfeboro’da yapılan toplantıda Marriott otelleri zinciri başkanı, Marriott Jr’ın, Cumhuriyetçilerin başkan adayı Mitt Romney’e tam destek verdiği bildirildi. Toplantıya Mitt Romney, eşi ile birlikte katıldı. Rachel Streitfeld, siyasi analistlerin, Cumhuriyetçilerin liderinin Mormonlardan olmasının bazı Evangelik seçmenleri, partiden uzaklaştırabileceği üzerinde durduğunu belirtti. Rachel Streitfeld, Cumhuriyetçilerin kongresi sırasında açıklanan kampanya ile Mormonizmin kucaklandığını, kilisedeki toplantıda da kilise yetkilileri ve cemaatin Romney’e övgüler yağdırdığını, Romney’in de konuşmasında “Mormon” kelimesini kullandığını ifade etti.
Marriot ise Romney’e destek dışında kutsal çamaşırları müminlere giydirmekten söz etti ve Mormon geleneklerinden biri hakkında konuştu. Mike Wallace adlı bir Mormon, 1990 yılında bir tekne kazası geçirmiş.. ÇBS kanalına olayı anlatırken çıkan yangında polyester pantolonunun beline kadar yandığını ama alttaki çamaşırlarında en küçük bir yanma izi olmadığını, bu kutsal çamaşırların hayatını kurtardığını söylemiş.. Marriot, bu örneği vererek Romney’in başkanlığı ile bütün Amerikan halkına kutsal çamaşırları giydirmiş olacaklarını ifade etti. 




Bush’un tarikatı: Hıristiyan Siyonistler

Mormonları ele almışken Hıristiyan Siyonistler’i, rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 2003 yılı Şubat ayında, bizzat bana anlattığı şekilde hatırlayalım. 

-ABD Başkanı Bush yanlış bir tarikatın mensubu olduğu için, o tarikatın etkisiyle bir takım dogmatik fikirlerle, gözünü yummuş, ağzını açmış, aklıyla hareket etmiyor, hissiyle hareket ediyor ve dünyayı felakete sürüklüyor. Genç Hiristiyanlar, Yeni Hıristiyanlar mezhebi... Bu tarikat 100 seneye yakın bir zamandan beridir, Amerika’da faaliyette bulunuyor. Ve şu anda 40 milyon mensubu var, 40 bin tane papaz bunun için çalışıyor. 7 tane ilahiyat fakültesi, 50 tane televizyonu var... Yoğun bir çalışmayla, Amerika’da insanları belli bir inanca getiriyorlar. Bu inancın temelinde İsrail ile işbirliği yatıyor. Bunları asıl yürüten İsraillilerdir. Çünkü Amerika, İsrail’e istediği parayı vermiyor. Ama “İyi bir Hiristiyan olmak için kiliseme para ver” derseniz veriyor. Nitekim aralarına karışan Amerikalı bir yazar, bunu kitap haline getirdi. O kitabı okuduğu zaman insan gerçekleri görüyor. 


Tanrıyı Kadere Zorlamak 


“Tanrıyı Kadere Zorlamak” kitabın adı... Yani onun manası şu, Hıristiyanlar, İsa Aleyhisselam tekrar yeryüzüne gelecek diye bekliyor. Siyonistler ise başka bir Mesih bekliyor. Sırf Hıristiyanları kendi maksatlarına yönelik kullanabilmek için, “Bizim beklediğimiz de aynı, İsa Aleyhisselamdır” diyorlar. Takıyye yapıyorlar. “Ancak bizim dinimize göre, bunun yeryüzüne gelmesi için ön şartların yerine gelmesi lazım. Bu ön şartlar bildirilmiş. Bunun için İsrail kurulacak” diyorlar... Bu tabii asırlardan biri söyedikleri bir sözdür. “Ve Arz-ı Mevud’a sahip olacağız. Süleyman Mabedi’ni yeniden yapacağız. Cenab-ı Hakk’ın asıl kulları biziz. Diğer kullar bize köle olarak yaratılmıştır” diyorlar. Bu inancı yürütmek için ellerinden gelen her gayreti sarfederken, Hıristiyanları kendi yanlarına çekmek maksadıyla “İsa peygamberin dünyaya gelmesi için, İsrail devletini kurmamıza ve Süleyman Mabedi’nin yeniden kurmamızda bize yardım etmelisiniz” diyorlar... 

Çünkü, 500 sene evvel İspanya’da, büyük bir hahamlar toplantısı yapıldı. “İsa Aleyhisselam’ın, (daha doğrusu onların söylediği Mesih’in), yeryüzüne gelmesi, Cenab-ı Hakk’ın takdirine mi bağlıdır, yoksa kullar olarak bizim bazı olayları hızlandırmamızla bu olay çabuklaşır mı?” sorusunu ortaya attılar. Bu mülakat yapıldıktan sonra “Bu bizim elimizdedir” kanaatine gelmişlerdir. “Biz ne kadar çabuk İsrail’de toplanırsak, ne kadar çabuk Süleyman Mabedi’ni yaparsak, kurtarıcımız o kadar çabuk yeryüzüne gelecekitr. Öyleyse bunları bir an evvel gerçekleştirelim” dediler. Bu Amerikalı yazar da kitabın adını bunun için, “Tanrıyı Kadere Zorlamak” koydu. Kader Cenab-ı Hakkın takdiridir. Cenab-ı Hakkın kaderini zorlamak! Yani “Biz bunları yaparsak kader de buna göre öne gelir. Bir an evvel gerçekleşir” inancını yaydıklarından dolayıdır, kitaba bu adı vermiş bulunuyor. Bütün bunlardan maksat, Amerikalılar’ın, kendi kiliselerine yardım etmesini sağlamak, onlar “kendi kiliseme yardım ediyorum” diye düşünürken, o hanım yazarın ifade ettiği gibi asıl maksat İsrail’e mali imkan temin etmektir. Faaliyetler yoğun bir şekilde sürdürülüyor. Geniş propagandalarla asırlardır çalışıyorlar. 

Bush ve babası, Clinton bunların hepsi bu mezhebin mensuplarıdır. Clinton “Ben Amerika için askerlik yapmadım, çünkü filanca derneğin üyesiydim, bizim derneğimiz savaş istemiyor. Ama İsrail için silah alır cepheye gider savaşırım” diyor. Bunu “Ben iyi bir Yahudiyim” diye söylemiyor. “Ben iyi bir Hıristiyanım” diye söylüyor. Yani “İsa Aleyhisselamın bir an önce yeryüzüne inmesi için, bütün bunları canımla, başımla yapmaya hazırım” düşüncesiyle söylüyor. Çünkü bu mezhep bunları böyle yetiştirmiş. 

Bu tamamen dogmatik bir hareket. Bir tarikatın inancı bu... Kullandığı kelimeler de öyle. Bush, “Adalet savaşı yapıyorum” diyor. “Ben görevlendirildim” diyor. 








ARSLAN BULUT 14.09.2012








YENİ DÜNYA DÜZENİ - 4
Ahtapotun ana kolları!


Mormonluğu genç vaizler sürüklüyor!


“Akıcı konuşması ile dikkat çeken, uzun boylu, yakışıklı ve şık giyimli Osteen, 30 bin dinleyici önünde irticalen konuşuyordu. Kendinden geçmiş 30 bin kişinin bazıları gözyaşları içerisinde dinliyordu anlatılanları..” 

“Amerika’da cemaatlerin eğitim alanında da önemli bir yeri ve etkinliği var. 100 bine yakın devlet okuluna karşılık faaliyet gösteren 33 bin özel okulun yüzde 80’i resmen cemaatler tarafından işletiliyor.” 

Mormonluk veya Mormonizm, Joseph Smith, Jr. tarafından 1830’da başlatıldı. Joseph’in eşi Emma Smith tarafından kurulan “Tekrardan Düzenlenmiş İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi” ne ve Mormon Kitabı’na dayanır. Mormonizmin kurucusu Joseph Smith Jr.’nun ilk takipçilerine Mormon denilmiş ve onların inancı Mormonluk olarak adlandırılmıştır. Başlangıçta hakaret için kullanılan kelime sonradan tarikatın veya bu yeni dinin adı haline gelmiştir. 

Mormonların Türkçe yayınlarına göre, İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi İstanbul Derneği 19 Ekim 2011’de kurulmuştur. Duyurularda “Bizi ziyaret etmek istiyorsanız, Pazar günleri saat 13.00’te Rab’bin Sofrası toplantımıza katılabilirsiniz” denilmektedir. Mormon Kitabı’nın Joseph Smith tarafından altın levhalardan tercüme edildiği iddia edilir .

Mormon Kitabı MÖ 600 - MS 400 yılları arasında yaşayan Nefililer ve Lamanlılar adlı iki halkın başından geçenleri, onların arasındaki peygamberlerin kayıtlarını ve kehanetlerini içerir. Birçok Hıristiyan, bu kitabın Yeni Ahit’e ekleme olduğunu düşünüp kitabı kabul etmez. Joseph Smith’in anlattıklarına göre Moroni adlı bir melek ona bu levhaların nerede olduğunu göstermiştir. Mormon Kitabı’na inanan Mormonlar Amerika’nın doğusundan batısına göç ederek Utah eyaletini kurmuşlardır. Zaman gazetesinden Emrah Ülker’in 26 Nisan 2009 tarihinde yayınlanan incelemesine göre Mormonlar, Amerikalıları, gerek binlerce kişinin katıldığı toplantılarda gerekse aynı anda birçok televizyon programında irticalen konuşan cerbezeli vaizler vasıtasıyla etkilemeye çalışıyor. Bu toplantılardan birini anlatarak söze başlayan Ülker şöyle diyor: 

* “Akıcı konuşması ile dikkat çeken, uzun boylu, yakışıklı ve şık giyimli Osteen, 30 bin dinleyici önünde irticalen konuşuyordu. Kendinden geçmiş 30 bin kişinin bazıları gözyaşları içerisinde dinliyordu anlatılanları. 

* Amerika’nın en önemli tele-vaizlerinden olan rahip Osteen, vaazlarında insanları doğru yola çağırması ile biliniyor. Babasının kurduğu cemaatin şimdiki lideri olan Osteen, her hafta sonu binlerce müntesibinin önünde heyecanlı vaazlar veriyor. Houston’daki 16 bin kişilik spor salonunu, aynı anda 30 bin kişinin ibadet edebileceği bir kiliseye çevirerek dikkatleri topladı. Televizyondan canlı yayınlanan haftalık vaazlarını izleyenlerin sayısı 7 milyona ulaşınca yayınevlerinin de ilgisini çekti. Çıkardığı kitap 2005 yılının en çok satanları arasına girdi. 

* Çoğunlukla dindar insanlardan oluşan, Osteen gibi vaizlerin konuşmalarını dinleyen bir halk Amerikan halkı. Halkın yüzde 80’inden fazlası bir ibadethaneye -kiliseye veya camiye, havraya- üye olduğunu, başka bir deyişle bir cemaate mensubiyetini beyan ediyor. Cemaat üyeliği ve bağlılığını açıklamak, hatta onun yolunda koşturmak da toplumda saygı gören bir davranış. 


ABD’nin imam-hatipleri 


* Amerika’da cemaatlerin eğitim alanında da önemli bir yeri ve etkinliği var. 100 bine yakın devlet okuluna karşılık faaliyet gösteren 33 bin özel okulun yüzde 80’i resmen cemaatler tarafından işletiliyor. Devlet okullarının seküler yapısına karşılık, özel okullar -bir benzetme yaparsak- Türkiye’deki imam-hatipleri andırıyor. Bu okulların müfredatında fen ve sosyal bilimlerin yanında din dersleri de bulunuyor. 23 bin cemaat okulunun 7500’ünü Katolikler, kalanını da onlarca değişik cemaat işletiyor. Hepsi paralı eğitim veren bu cemaat okullarından mezun olan öğrenciler, istedikleri üniversitenin istedikleri bölümüne -elbette puanları yeterse- devam edebiliyor. 

* Sayısı 4100’ü aşan yükseköğrenim kurumlarının içinde özel üniversitelerin oranı yüzde 70’ler civarında. Aralarında 200 yıllık tarihi olan özel üniversitelerin önemli bir kısmını ise cemaatler işletiyor. İsimlerini tüm dünyadan insanların bildiği çok prestijli bu üniversitelerin mütevelli heyetlerinde kiliselerin papazları da bulunuyor, o cemaate mensup işadamları da... 

* Onlarca farklı cemaatin binlerce eğitim kurumu yanında, gazeteleri, televizyonları, radyoları ve yayınevleri de var. Faaliyetleri finanse etmek için birtakım ticari işler de yürütüyorlar. Dini bir cemaat tarafından işletilen bir apartmanda oturmak, bazıları için tercih edilen bir durum olurken, dini bir cemaatin işlettiği markette alışveriş yapmak, kandırılmayacağını düşünen vatandaş için cazibe noktası da olabiliyor. 


Mormonluğun kurucusu Joseph Smith peygamber sayılıyor!


1805’de, Illinois’e bağlı Carthage’de doğan Joseph Smith, Jr. 25 yaşında Mormonluk adıyla bilinen Latter Day Saint hareketini kurdu. İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi’nin ilk başkanıdır. 1844’te öldü. Joseph Smith, Jr. Tanrı ve İsa’yı görüp onlarla konuştuğunu, Tanrı’nın ona yeni bir mezhep kurması gerektiğini söylediğini iddia etmiştir. Kendi anlatımına göre bir gece bir melek onu ziyaret etmiş ve kutsal kitabın yerini ve urim ve tumim taşları ile nasıl tercüme edeceğini anlatmıştır. Mormonlara göre o bir peygamberdir. “Bir peygamber olarak Joseph Smith” diye söze başlarlar.



“Bir şeytana tapan, aday olsa seçer misiniz?” 


Rachel Streitfeld’in CNN’deki yazısının hemen altında yer alan okur mektuplarında şöyle deniliyor: “Bir dine göre ’sihirli iç çamaşırı’ndan bahsediyoruz! İnanamıyorum. Mormonizm, Evanjeliklerin inançlarına aykırı.. Bir şeytana tapan, aday olsa seçer misiniz? Veya bir ateist..”  “Onun kültleri kimin umurunda! O korkunç adamı, başkan yapmak istiyorsunuz! Onun gerçek dünyada dışarı çıkmaya ve hayatın ne olduğunu öğrenmeye ihtiyacı var..” 

“Sayın Marriott’un Sayın Romney’e desteği, sadece ona bir platin elit üye kaybettirdi Artık ben Marriott zincirini kullanmayacağım. Hilton’da kalıyorum.” 

“ABD’de seçmenin desteğini kazanmak için Amerikan folklorü ve masonluğa dayanan herhangi bir inanç olması gerekir. Mormon Kitabı ise saf kurgudur. Mark Twain Mormon kitabına kloroform demişti.  Hiçbir Hıristiyan kilisesi Mormon kitabını tanımaz. Bu size ne ifade ediyor?” 


ARSLAN BULUT 15.09.2012








SİZE SAHİPLER...
ONLAR İTAATKAR İŞÇİ İSTERLER...
EĞİTİMLİ OLSUN İSTEMEZLER...
SİZİN EMEKLİLİK PARANIZI İSTİYORLAR..
ÇÜNKÜ ONLAR BURAYA SAHİPLER..
ONLAR ÇOK BÜYÜK BİR KULÜP
VE SİZ BU KULÜBE ÜYE DEĞİLSİNİZ.









YENİ DÜNYA DÜZENİ - 1



Ahtapotun Ana kolları 


Hepsinin temelinde eski Mısır dini var!



Gizlilik eski Mısır dininin temel ilkesidir. Öyle ki eski Mısır dininde törenler, halka açık değildi.. Tapınaklarda bir Tanrı odası bulunur, buraya yalnız ruhani rahipler girebilirdi. Tapınağın avlusundaki sütunların derecesine göre her katılımcı kendi derecesine kadar ilerleyebilirdi... 
Hıristiyanlıkla birlikte aynı örgütlenmeler bu yeni dinin içinde de kendisini yeniledi ve Gnostizm denilen bir hal aldı. Hıristiyanlık dininin gizli sırları ve ilkeleri olduğundan hareketle, geniş kitleler üzerinde egemenlik kurmak mümkün oldu. Bu hal, İslami tarikatlarda da aynıdır.

Değerli okurlar.. Moon tarikatı lideri Güney Koreli Sun Myung Moon 92 yaşında ölünce Türkiye’de de bu tarikat veya din yeniden gündeme geldi. Yine İlluminati, Mormonlar, Moon, Opus Dei hatta bütün bunların alt yapısında bulunan Cizvitler gibi tarikatların kurucuları kimdir, ana felsefeleri, uluslar arası ilişkilerdeki rolleri ve örgütlenme modelleri nedir, yaygınlaşırken hangi yöntemleri kullanmışlardır? Bu dizi yazı, yukarıdaki sorulara cevap veren bir inceleme yazısıdır. İngiliz araştırmacı Michael Walsh, “Opus Dei”, yani “Tanrı’nın Eseri” denilen örgüte “Actopus Dei” yani “Tanrı’nın Ahtapotu” adını vermişti. Bazıları dünyayı ahtapotun kolları veya örümcek ağı gibi saran bu dini görünümlü yapılanmaların tamamını çok geniş olarak incelemek mümkünse de biz daha çok Türkiye’nin de gündemine giren örgütleri dikkatinize sunmak istiyoruz. Konu ile ilgili yorumu ve Türkiye için dersler çıkarmayı ise bütünüyle size bırakacağız.. İlk bölümde, eski Mısır, Hıristiyanlık ve Yahudilikten esinlenilerek kurulan irili ufaklı gizli cemiyetleri ve bunların dayandıkları temelleri kıcaca hatırlattıktan sonra, dünyanın gündeminde olan büyük örgütleri daha genişçe ve ayrı ayrı inceleyeceğiz.


Milattan önce beşinci yüzyılda yaşamış ve bugünkü Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz’in kuzeyi, Suriye, Mısır, Libya ve İtalya coğrafyasında geziler yapan ve notlar alan Heredot, yüzyıllardır tarih kitabı olarak kabul edilen seyahatnamesinde Yunan tanrılarından söz ederken, aslında hepsinin Mısır’dan esinlenilerek isim değişikliği ile Yunan halkına kabul ettirildiğini, gerçekte kendisini Tanrı gibi gösteren insanların, bunu diğer insanlar üzerinde hakimiyet kurmak için yaptığını, bunun için taraftar toplayabildiğini anlatır.



Tıpkı bunun gibi Batı kültüründe, hatta İslam dünyasında bile kurulan gizli-açık bütün tarikatlarda, cemiyetlerde eski Mısır etkilerini görmek mümkündür. Tabii eski Mısır’ın da İran’ın, Hindistan’ın veya Uzak Doğu’nun etkisinde kaldığına dair tespitler vardır ama Mısır etkisi somut verilerle de ispatlanabilir durumdadır. Bir küçük örnek vermek gerekirse, günümüzde Fener Rum Patriği Bartholomeos, elinde, başlığı “Çift başlı yılan” olan bir asa taşımaktadır. Çift başlı yılan, eski Yunan heykellerinde Zeus’un oğlu Hermes’in elinde de bulunur! Hatta bazı eski kiliselerin giriş kapılarında da çift başlı yılan sembolüne rastlanır. 




Tanrı odası ve Gnostizm




Konu ile ilgili, Türkçe’ye 1965 yılında “Gizli Cemiyetler” adıyla tercüme edilen Serge Hutin’in araştırması da eski Mısır, eski Yunan ve Roma ile başlar.. Hutin’e göre gizlilik eski Mısır dininin temel ilkesidir. Öyle ki eski Mısır dininde törenler, halka açık değildi.. Tapınaklarda bir Tanrı odası bulunur, buraya yalnız ruhani rahipler girebilirdi. Tapınağın avlusundaki sütunların sıralanışına göre her katılımcı kendi derecesine kadar ilerleyebilirdi.. Bu törenler Osiris efsanesine dayanırdı. Osiris, kardeşi tarafından öldürülür ve İris’in sihriyle yeniden dirilir. Törenlerin teması bu yeniden diriliş idi.. Veya yeniden doğmak için ölmek.. Bu olay temsilen de anlatılırdı. Bu efsane, eski Yunan dinine de Dionisos-Demeter çifti olarak yansımıştır. Roma döneminde de bu gizli örgütler gelişmeye devam etti. Hıristiyanlıkla birlikte aynı örgütlenmeler bu yeni dinin içinde de kendisini yeniledi ve Gnostizm denilen bir hal aldı. Hıristiyanlık dininin gizli sırları ve ilkeleri olduğundan hareketle, geniş kitleler üzerinde egemenlik kurmak mümkün oldu. Bu hal, İslamiyetin doğuşundan sonra kurulan tarikatlara da yansıdı. Her tarikatın kendisine göre gizli sırları ve ilkeleri oluştu. Öyle ki Mevlana gibi sufiler de bilimsel değerlendirmelerde, gnostik olarak kabul edilir.. Bu durum günümüzde de devam etmektedir. Bugünkü Doğu Türkistan’a kadar yayılan Suriye kökenli Manihizm dininin kaynağı da gnostizmdir. Gnostiklerin gizli sırları, sembolleri, özellikle Masonluğun kuruluşundan itibaren bütün gizli cemiyetlere değişerek, dönüşerek yansımıştır. Cemiyete kabul şartları veya üyelerin birbirini tanımak için kullandığı sembollere varıncaya kadar.. İslamiyetten sonra doğan İsmaililer, onun bir kolu olan Dürziler, Ansariehler, Yezidiler, Nusayriler de böyledir. 



Kutsal kase ve ölümsüzlük suyu!





Orta Çağ’da kurulan esnaf cemiyetlerinde de benzer sırlar vardı. Mesela Ghildes’lerin en bilgilileri saray ve kiliselerde inşaat işçiliği yapan masonlar idi. Onlar, Pythagore geometrisini biliyor, bunları mimaride kullanarak 18’inci yüzyıla kadar usta-çırak ilişkisiyle ve sır olarak taşıyordu. Masonluk, Frankmasonluk veya farmasonluk işte bu mimarların veya ustaların örgütlenmesinden doğmuştur. Graal, İsa Peygamberin son yemeğinde kullanılan kutsal kase veya kupadır. Efsaneye göre bunun içine İsa’nın karnından akan kan ve su toplanarak İngiltere’ye götürülmüştür. Bu kupadaki suyun ölümsüzlük suyu olduğu iddia edilir..



Tapınak Şövalyeleri 




Türkiye’de Sadettin Tantan’ın bir ara gündeme getirdiği Tapınak Şövalyeleri 1117’de, Suriye’de Saint Bernard tarafından kuruldu. Müslümanların Suriye’ye hakim olması üzerine önce Filistin’e, sonra Avrupa’ya kaçtılar. Her ülkede kilit noktalara yerleştiler ve büyük servetlere kavuştular. Papa 5. Clement 1312’de onları aforoz etti. Birçoğu Paris’te diri diri yakıldı. Tapınak Şövalyeleri de eski Mısır sembollerini kullanırdı. Dante, İlahi Komedi eserinde ölümsüzlüge nasıl erişileceğini anlatır. Dante de bir gizli cemiyetin lideriydi. Simyacılar, eski Yahudi geleneklerini Tevrat’la birlikte yorumlayan Kabbalaistler de gizlilik perdesi oluşturan örgatlenmelerdir. 



Rose Croix (Güllü Haç) örgütü





Haluk Hepkon’un araştırmalarına göre Rosenkreutz adlı bir Alman, Suriye’ye yaptığı bir geziden dönüşünde 1600 yılına doğru Güllü Haç örgütünü kurdu. Hedefi büyük bir reform ile dünyayı değiştirmekti. Kısa zamanda Avrupa’ya yayıldı. Sembolü kırmızı bir haçın ortasına yerleştirilmiş kırmızı güldür. İsa’nın kanını temsil eder. Frank-Masonluk bu örgütten esinlenmiştir. Sembolleri arasında İsrail’in 12 kabilesini temsil, 12 çeşit meyvası bulunan ağaç da vardır. Vahyin devam ettiğini iddia ederler.



Bohemian Kulübü 


1872 de kurulmuş bir örgüttür. ABD’nin batı yakasındaki elitleri bu topluluğun üyesidir. Cumhuriyetçi başkan ve başkan adaylarının tümü bu topluluğun üyesidir. Faliyetleri son derece gizli olan topluluğun özel vadisine giriş ABD devlet güçleri tarafından engellenmektedir. Sembolleri baykuştur. Ritüellerde baykuşa hitap edilir ve bir simge olarak baykuş motifi kullanılır.



Kuru kafa ve kemikler tarikatı


Bu tarikat, New Haven’deki Yale Üniversitesi’nde 1832 yılında William H.Russel’in öncülüğünde bir grup Yale’li öğrenci tarafından kuruldu. Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı, Yale’nin diğer gizli örgütleri (Ferman ve Anahtar, Kitap ve Yılan, Kurt Başı, Eliyahu ve Berzelius) arasında en eski ve en itibarlı olanıdır. Bu üniversitenin son sınıf öğrencilerinden, her dönem sadece 15 kişi seçen bu örgüte girebiliyor. En büyük hedefi, Yeni Dünya Düzeni’nin gerçekleştirilmesidir. Tarikata katılanlar, “Yeni Dünya Düzeni” ana hedefi esas alınarak eğitilirler. 1898 yılına kadar ABD yönetimi üzerinde sadece kısmi bir etkisi olan Kuru Kafa ve Kemik Tarikatının, dünyanın en zengin ve en saygın insanlarını dünyanın en önemli mevkilerine yerleştirme çabası içinde olduğu bilinmektedir. 



İlluminati




1774 yılında Mason olan Weishaupt, Almanya’daki kilise/cizvit egemenliğini sona erdirmek istemesinden ötürü, bu doğrultuda bir topluluk kurmaya karar verdi ve kendisi gibi düşünen 11 arkadaşıyla beraber 1776 yılında Illuminati’yi kurdu. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de daha sonraları gizli siyasi amaçları olduğu anlaşıldı. Galileo Galilei de bir topluluk kurarak bu dogmalarla mücadele etmek ve parlak gençleri ve aşırı derecede zeki insanları bünyesinde toplayarak onlara özgürlüğün, hür düşüncenin ve aydınlanmanın faziletlerini aşılamak istiyordu. İluminati’nin dağıtıldığı söylense de ABD’nin kuruluşunda yeniden ortaya çıkacaktır. 

ARSLAN BULUT 13.09.2012










YENİ DÜNYA DÜZENİ - 2

Ahtapotun Ana kolları!
Moon tarikatının hedef kitlesi gençler 



Moon tarikatı iş dünyasında ve medyada imparatorluğa dönüştü. Ünlü Washington Post gazetesi ve UPI Ajansı Moon tarikatına ait.. “Birleşik Kilise”ye katılanlar, genellikle iyi tahsil görmüş, yirmi yaşını geçmiş orta sınıf gençleridir.  Türkiye’de birçok ilahiyatçı, gazeteci ve siyaset adamının da tarikatın “dini araştırma”, “hoşgörü”, “diyalog” başlıklı toplantılarına katıldığı biliniyor. Tarikat, Türkiye’de iki büyük toplantı da gerçekleştirdi. MOON tarikatı, Güney Kore’de Hıristiyanlığı yayan bir tarikat olarak bilinir. Binlerce çifti toplu törenlerde evlendirmesiyle de ünlenen Moon tarikatı lideri Güney Koreli Sun Myung Moon 92 yaşında ölünce Türkiye’de de haber oldu.. Sun Myung Moon, 1950’li yıllarda Güney Kore’nin başkenti Seul’de tarikatını kurduktan sonra kendini mesih ilan etti. Sun Myung Moon yerleştiği ABD’de etki alanını genişletti ve etrafına milyonlarca mürit topladı. Ancak Amerikan basınında Moon, insanların beynini yıkamak ve inananlardan parasal çıkar sağlamakla suçlanıyor. 


“Hoşgörü” ve “Diyalog” toplantıları

Moon tarikatı iş dünyasında ve medyada imparatorluğa dönüştü. Ünlü Washington Post gazetesi ve UPI Ajansı Moon tarikatına ait.. Gazeteler, silah fabrikaları, ilahiyat üniversiteleri, balıkçılık ve yiyecek dağıtım şirketleri bulunan tarikat liderinin yardımcısı Bo Hi Pak, Moon hakkında, “O bizim babamız ve Tanrı’nın mesihiydi. Vücudu Tanrı tarafından özel olarak yapılmıştı bu itibarla 100 yaşına kadar yaşayacağına inanıyorduk” dedi. Moon’un en küçük oğlu Hyung-jin Moon, 2008 yılında tarikatın en üst düzey yetkilisi yapılmıştı. Diğer 13 çocuğundan bazıları da tarikatta önemli görevlerde bulunuyor.  1989’a kadar antikomünist mesajlar veren Moon, komünizmin çöküşünden sonra tehlike olarak gördüğü İslamiyete yöneldi. 


Müslümanlar da hedef kitle!

Türkiye’de birçok ilahiyatçı, gazeteci ve siyaset adamının da tarikatın “dini araştırma” , “hoşgörü” , “diyalog” başlıklı toplantılarına katıldığı biliniyor. Tarikat, Türkiye’de iki büyük toplantı da gerçekleştirdi. Moon Tarikatı, Türk kamuoyunda, Dini Araştırmalar Konferansları ile tanınmaya başlandı. Tarikat, Hıristiyanları birleştirmenin yanısıra, Müslümanlarla Hıristiyanları da birleştirmeği gaye edindiği için İslami kesimi de hedef kitle seçti. Yani dinler arası diyalog toplantılarını Türkiye’de ilk başlatan, Moon tarikatı oldu. Amerika’daki toplantılara, Diyenet İşleri Başkanlığı’nın teşvikiyle Türkiye’den 40 kadar ilahiyatçı katıldı. Nokta dergisinde çıkan bir inceleme yazısına göre tarikatın Türkiye’deki en önemli etkinliklerinden biri, 1991 yılında İstanbul’da President Otel’de düzenlendi. Hıristiyan ve Müslüman din adamları, basına kapalı üç günlük bir seminere katıldı. Üç yıl sonra İstanbul The Marmara Oteli’nde yine basına kapalı olarak başka bir toplantı yapıldı. 


Müritleri, Moon evlendiriyordu! 

“Birleşik Kilise” ye katılanlar, genellikle iyi tahsil görmüş, yirmi yaşını geçmiş orta sınıf gençleridir. Japonya’da ve Batı’da bütün vaktini bu dini harekete ayıranlar, topluluğun merkezlerinde kalmakta, Kore’dekiler ise bu işi kendi evlerinde yürütmektedirler. “Fultaym üyeler” in hayat tarzı, hareketin teolojisinin gerektirdiği “yenileştirme” yi sağlamak için, çok çalışma ve fedakarlığa dayanır. Hareketin mal varlığını artırmak ya da yeni katılmalar sağlamak için çok zaman harcanır. Üyelerden evlilik öncesi ve hatta sonrasında hizmet için bekar kalmaları beklenir. İki üç sene hizmet etmiş üyeler Moon tarafından eşlendirilir; yüzlerce, hatta binlerce çift aynı anda bir evlendirme töreniyle takdis edilir. Takdis,önemli bir ayindir. Ayrıca ayın ve yılın ilk gününde, ya da hareketin kutsal günlerinde and içilir.


Zihin kontrolü yapıyorlar! 

Birleşik Kilisenin telkinleri her tarafta muhalefetle karşılaşmıştır. Bu hareketin beyin yıkama yoluyla veya zihin kontrolü teknikleriyle üyelerini celbettiği ve alıkoyduğu, aileleri böldüğü, liderleri lüks içinde yaşarken üyelerinin istismar edildiği, teşkilat baskısıyla yürütüldüğü, Güney Kore haber alma teşkilatıyla ilgili bulunduğu, silah imalatıyla uğraştığı, dünyaya hakim olup Moon’la bir teokrasi kurmak istediği, fitneci bir teşkilat olduğu,vergi ve muhaceret kurallarını bozduğu gibi suçlamalar yapılmıştır. 1982’de, Amerikan federal mahkemesi, vergi yolsuzluğu suçuyla, Moon’u onsekiz ay hapse mahkûm etmiştir. Bu olay sonrasında Moon, faaliyet alanını Güney Amerika, Avrupa ve Ortadoğu’ya yöneltmiştir. Amerika’daki Protestan çevreler Moon’u ve taraftarlarını kabullenememiştir. 



Türkiye’den de katılanlar var 

Moonculuğun günümüzde en büyük faaliyetlerinden birisi her yıl ayrı ülkede düzenledikleri gençlik kamplarıdır. Değişik dinlerden ve ülkelerden gençler, masrafları Moonlar tarafından karşılanarak kamplara davet edilmekte ve kamptaki gençler arasında dinler arası diyalog kurulmaya çalışılmaktadır. Türkiye’den de bu kamplara katılımlar olmaktadır.


MOON KİMDİR?
Allah ile konuştuğunu iddia ediyor!

Sun Myung Moon, 1920 yılında Kuzey Kore’nin Pyongan bölgesinde doğdu. Tarikat lideri 15 yaşında dua ederken İsa’nın kendisine göründüğünü ve Tanrı’nın krallığını dünyada kurmasını talep ettiğini iddia ediyordu. Yani kendisine vahiy geldiğini söylüyordu..Moon bu talebi iki defa reddettiğini ancak İsa’nın ısrarı sonucu üçüncü teklifi kabul etmek zorunda kaldığını söylüyordu.

Moon daha sonra bu iddiaları sebebiyle Presbiteryan Kilisesi’nden atıldı ve Güney Kore’ye kaçmadan önce kuzeyin komünist yönetimi tarafından hapse atıldı. Tarikat lideri Dünya Barışı için Aile Federasyonu ve Birlik adını verdiği kiliseyi 1954 yılında kurdu. Moon, önceleri Budist, sonra Presbiteryen Kilisesine girmiş daha sonra da Yehova Şahitleri dinini benimsemiştir. 1936’da İsa’nın kendisine görünerek “Tanrının Krallığını” kurmasını teklif ettiğini açıklayınca Yehova Şahitleri dininden kovulmuştur. Güney Kore’ye geçen Moon burada da yaklaşık 20 yıl boyunca Allah ile Budha ile Musa ile konuştuğunu yaymıştır. Moon 1954 yılında Güney Kore’nin başkenti Seul’de, bütün dinleri birleştirmeyi amaçlayan, uzlaştımacı (sinkretik) Birleşik Kilise’yi kurmuştur. Tarikat dünyada binlerce çiftin bir arada evlendirildiği toplu düğün törenleriyle tanındı.

Dünyada barışın anahtarının evlilik olduğuna inanan Moon ve eşi bazen evlenecek gençleri kendileri seçiyordu. Evlendirilen çiftlerden bir çoğu düğüne kadar birbirlerini tanımıyordu. 60 ve 70’li yıllarda kilise, müritlerinin beynini yıkamakla ve aileleri parçalamakla suçlandı. Ayrıca Moon’un kiliseyi maddi çıkar sağlamak için kullandığı iddia ediliyordu. Moon bu iddiaları daima reddetti ancak ABD’de 1982 yılında vergi kaçakçılığı nedeniyle hapis yattı. Moon hayatının ilerleyen yıllarında Kuzey Kore ile ilişkilerini de güçlendirdi. 1991 yılında Kuzey Kore lideri Kim il Sung ile bir araya geldi. Moon ilerleyen yıllarda da tartışma yaratmaya devam etti. Tarikat lideri 2006 yılında Güney Kore’ye geri döndü ve Amerika’daki işlerinin idaresini 14 çocuğundan bazılarına bıraktı. Moon son olarak Mart 2012’de toplu bir düğün töreninde 2 bin 500 müridini evlendirmişti.


ARSLAN BULUT 14.09.2012










CHP Genel Sekreterliği yapmış olan Kasım Gülek Türkiye'deki Moon Tarikatı'nın temsilcisidir. Ayşe Kulin'in Adı Aylin kitabındaki Rodomisli Aylin'in ablası ile evlidir. Rodomisli Aylin Gülen'i Amerika'da "yetkili" kişilerle tanıştıran kişidir ve ölümü hala şüphelidir. İstanbul'daki Fatih Üniversitesi'nin yanındaki arazisini Kasım Gülek'in ölümünden sonra eşi Nilüfer Hanım Fethullah Gülen Tarikatı'na bağışlamıştır.  Kasım ve Nilüfer Gülek'in kızı Tayyibe Aylin tarafından yetiştirilmiştir.  Tayyibe Gülek 1999'da DSP Adana milletvekili olarak seçilmiş ve Ecevit'in danışmanlığını yapmıştır. Bu tip tarikatlar, Elif Şafak gibi "yazarları" eğitirler ve "siz" onları hayranlıkla okursunuz. Moon neyse Nurculuk da odur. Ne kadar sıkı fıkıyız değil mi? Ahtapotun kollarıyla sarmışlar bizi, atomlarımıza kadar işlemişler.... Uyanın! SB/2015








İlgili: