Translate

15 Kasım 2012 Perşembe

ATATÜRK VE ARKEOLOJİ





"Türkiye, bildiğiniz gibi, arkeolojik açıdan dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Genelde Türkiye'de pek kamuoyuna ve basına yansımamasına ragmen, geçtiğimiz yıllarda ülkemizde gerçekleştirilen bir çok kazı insanlık tarihinin bilinmeyen çeşitli yönlerine açıklık getirdi. Hatta, bu kazılardan bir kısmı, kelimenin tam anlamı ile, medeniyet tarihinin yeniden yazılmasına neden oldu (mesela Çatalhöyük). Türk Arkeologlar genelde Türk bilim adamları arasında uluslararası düzeyde en iyi tanınan gurubu oluşturmaktalar. Bu her ne kadar Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın doğal bir neticesi gibi görünmekle beraber, bence esas neden özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bizzat Atatürk'ün teşvikleri bu konuda bir çok profesyonelin yetişmiş olmasıdır. 1920 ve 1930'larda yurtdışına (Almanya'ya) doktora için gönderilen ögrenciler, ve daha sonra ikinci dünya savaşı sırasında Türkiye'ye sığınan Alman profesörler Türkiye'de güçlü bir arkeoloji temelinin oluşmasını sağlamışlardır."

Bu mektup Amerikan Arkeoloji Enstitüsünün yayın organı olan "Archeology" dergisinin Eylül-Ekim sayısında yayınlandı. (15.Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu)






ALACAHÖYÜK KAZILARININ ASIL ÖNEMİ CUMHURİYET DÖNEMİ BİLİM POLİTİKALARINA IŞIK TUTMASIDIR. BİLİNDİĞİ GİBİ BÜYÜK ATATÜRK CUMHURİYET'İN KURULUŞUNDAN HEMEN SONRA HER ALANDA OLDUĞU GİBİ BİLİMDE ARKEOLOJİDE DE DÜNYANIN UYGAR ÜLKELERİ DÜZEYİNDE OLMAYI HEDEF GÖSTERMİŞTİR.

O, HANGİ DÖNEMDE YARATILMIŞ OLURSA OLSUN BİR ÜLKENİN YER ÜSTÜNDE VEYA TOPRAK ALTINDA BULUNAN TÜM KÜLTÜR VARLIKLARINA, BİRER TAPU SENEDİ GİBİ SAHİP ÇIKILMASININ GEREKLİ OLDUĞUNUN BİLİNCİNDEYDİ.

ALACAHÖYÜK KAZILARI ATATÜRK'ÜN KİŞİSEL DESTEĞİYLE BAŞLADI. ATATÜRK TÜRK TARİH KURUMU'NU KURDURARAK ALACAHÖYÜK KAZILARININ EN İYİ ŞARTLARDA YAPILMASINI SAĞLADI.

BU KAZILAR DAHA ONUN SAĞLIĞINDA VERDİĞİ PARLAK SONUÇLAR İLE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN ADININ BİLİM ALEMİNDE YERİNİ ALMASINA NEDEN OLMUŞTUR. O, BU SONUÇLARA O KADAR ÖNEM VERMİŞTİR Kİ, MECLİSİN AÇILIŞ KONUŞMASINDA BU KAZILAR ÜZERİNDE ÖNEMLE DURMUŞ, İSTANBUL'DA TOPLANAN ULUSLARARASI TARİH KONGRESİNE KATILARAK, DÜNYA BİLİM ADAMLARININ DEĞERLENDİRMELERİNDEN ÜLKESİ ADINA GURUR DUYDUĞUNU AÇIKLAMIŞTIR.

PROF.KUTLU EMRE
18. ULUSLARARASI ÇORUM HİTİT FESTİVALİNDEKİ KONUŞMA
Arkeoloji dünyası












Başmüvekkil İsmet Paşa Hazretlerine

Son tetkik seyahatlerimde muhtelif yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.

1.İstanbul'dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya'da mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımiyle tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin ilerde tarafımızdan meydana çıkarılarak ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden pek harap bir hale gelmiş olan âbidelerin muhafazaları için Müze Müdürlüklerine ve hafriyat işlerinde kullanılmak üzere (Arkeoloji) mütehassıslarına kat'i lüzum vardır. Bunun için Maarifce harice tahsile gönderilecek talebeden bir kısmının bu şubeye tahsisi muvafık olacağı fikrindeyim.

2.Konya'da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki mimari şaheserleri sayılacak kıymette bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Ata Medrese Camii ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve müstacelen tâmire muhtaç bir haldedirler. Bu tâmirin gecikmesi ve âbidelerin kâmilen indirasını mucip olacağından evvelâ asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kâffesinin mütehassıs zevat nezaretiyle tâmirinin temin buyurulmasını rica ederim.

K.ATATÜRK, 21 Şubat 1931 Konya (Orijinal Metin)
Konya gezisinde devrin başbakanı İsmet İnönü'ye çektiği telgraftan;






 


Atatürk Alacahöyük kazılarında


Türkiye de arkeoloji yapacak yetişmiş insan olmadığı için devlet bursuyla yurt dışına öğrenciler gönderilmesini ister. Bu gönderilenler Atatürk'ün yüzünü ak çıkarırlar.

Ekrem Akurgal, Sedat Alp, Arif Müfit Mansel, Halet Çambel, bu dönemin bursiyerleridir. Atatürk, bu topraklarda yaşamış eski uygarlıkların, belgeler bulunarak incelenmesini ister. Bunun gerçekleşmesi için, 15 Nisan 1931 yılında Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasını sağlar. Kendinden sonra bu çalışmaların sekteye uğramaması için mirasının büyük bir bölümünü, araştırmalarda ve kazılarda kullanılmak üzere bu kuruma bırakır. 1935 yılı yaz aylarında,Milli Eğitim Bakanlığı'nın talimatıyla Avrupada arkeoloji okuyan ve tarih okuyan öğrencilerin iki ay süreyle Türkiye de kazılara katılma talimatı geldi. Berlin'den Halil Demircioğlu ve Sedat Alp ile Paris'ten Halet Çambel Orta Anadolu'da Türklerin idare Hitit kazılarına, Ekrem Akurgal ise Batı Anadolu antik çağ kazılarına katılma emrini aldılar.


"İki ay süreyle bütün Batı Anodolu'yu ve müzelerini bir arkeoloji öğrencisi olarak böylece ilk defa gezme fırsatını buldum. Çok yararlı bir gezi oldu ve bana ileride yapacağım çalışmalar için, ilk düşüncelere girişmemi sağladı." Ord. Prof. Ekrem Akurgal ( Bir Arkeologun Anıları, TÜBA-1999 )


"Türkiye de eski çağ tarihi ve arkeoloji bilimleri, ortaya çıkışlarını ve gelişmelerini Atatürk e borçludur." Ord. Prof. Ekrem Akurgal







... "Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanın yaptığı eserler dendir. Hayvanları ehlileştirmek onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurmak, insanların ilk yaptığı işlerdendir. Ziraat de böyledir. Bundan başka insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşi ve yıldızları müşahede sayesinde takvimin esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene evvel yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa eden ve denizlerde dolaşmak kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen bu insanlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve bütün beşeriyette ilk medeni eserlerdir..."

1930 yazında Yalova'da Afet İnan'a söylediklerinden alıntıdır.








Veliahd Vahdettin ile birlikte Almanya'ya gittiğinde ise, Atatürk Berlin Müzesi'ni ve Pastdam Sarayını gezmiş ve incelemiş; Pergamon Müzesi'ndeki Zeus Tapınağı'nın kendisini ne kadar etkilediğini ve Türkiye'den kaçırıldığı için duyduğu üzüntüyü,sonraki yıllarda, Topkapı Sarayı Müzesi'nin kuruluş çalışmalarını denetlerken,Tahsin ÖZ'e anlatmıştır.

1927 Yılında Sultanahmet ve civarını gezer. Arkeoloji Müzesini ve Topkapı Sarayı Müzesini ziyaret eder. Henüz ziyarete kapalı olan Hırka-i Saadet Dairesini açtırarak ziyaret eder. Padişah portrelerini tek tek inceler. 1929 Eylül'ünde Sultanahmet Cami restorasyonunu inceler ve onarımın çabuklaştırılmasını ister. Bu arada Ayasofya'nın harap ve perişan hali dikkatini çeker. Kubbesinde güvercinler uçuşmaktadır. Avlusu parsellenmiş, kahvehane olarak işletilmektedir. Binayı hemen Maarif Vekaletine bağlatarak Müze olmasını sağlar. "...Ehli salip artıklarının her devirde tamahını çeken Ayasofya'yı müze yapıp ilim alemine hediye ediyoruz" der.

Atatürk Topkapı Sarayını defalarca ziyaret etmiştir. Son ziyaretini gerçekleştirdiği 1934 yılında, kütüphanede Piri Reis'in Amerika haritasını görünce, bunların gizli olmamasını, dünyaya ve özellikle Amerika'ya gösterilmesini ister.






Atatürk'ün emriyle ve kurduğu Türk Tarih Kurumunun desteğiyle, Ankara civarındaki Uygarlık Merkezlerinde kazı ve araştırmalar yapılır

1933 yılında Ankara'ya 16 Km. uzaklıktaki Ahlatlıbey kazıları gerçekleştirilir. Bakır Çağı ve Hitit Devirleri incelenir.

1933 yılında Ankara'ya 60 Km. uzaklıktaki Karalar kazılarında Galatlar incelenir.

1934 yılında Göllüdağ, Alacahöyük kazıları başlatılır.

1937 yılında Ankara Kalesi, Çankırıkapı, Pazarlı, Etiyokuşu/Çubuksuyu kazıları başlar.

1930 lu yıllarda Trakya Bölgesinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Muavini Dr. Arif Müfit Mansel başkanlığında Araştırma ve Kazılara başlanır. 700 Tümülüs tespit edilir.

Mansel'in Vize kazısına hastalığı nedeniyle gidemeyen Atatürk, buluntuları hasta yatağına getirtip incelemiş ve "Kazılara devam ediniz, memleketimizin kültür zenginliklerini daha çok bulacaksınız " demiştir.

Ord. Prof. Arif Müfit Mansel'in Trakya araştırmaları, günümüz arkeologlarına hala ışık tutmaya devam etmektedir.

Bu kazılarda Atatürk Cumhuriyetinin ilk Arkeologları, Tarihçileri, Sanat Tarihçileri, Filologları, Antropologları çalışır.

Bu kazılarda, Alacahöyük'te, Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık tarafından 22 Agustos 1935 te, Ankara'nın simgesi olacak meşhur "GÜNEŞ KURSU" bulunur.








Atatürk, 1935 yılında Yalova deniz köşküne çağırdığı Afet İnan ve TTK Başkanı Hasan Cemil Çambel'e (Prof. Halet Çambel'in babası) 10 maddelik bir direktif dikte ettirir...

1- Her türlü tarihi vesika, malzeme ve abideleri bulma, toplamak ve muhafaza ve restore etmek,

2- Memleket içinde ve dağınık bir halde açıkta duran tarihi eserleri tahrip olunmak, çalınmak, satılmak, ziya'a uğramak ve zamanla kendi kendine harap olmak tehlikesinden masun bulundurmak için hükümetçe bütün tedbirler alınmak,

3- Hükümet otoritelerinin ve belediyelerin yakın ilgi, takip ve mesuliyetleri altında Cumhuriyet Halk Partisi'nin Halk Evleri'ne ve parti organlarına açtıracağı sürekli ve usanmaz bir propaganda faaliyeti ile ve Basın Yayın Umum Müdürlüğü nezareti ve takibi altında günlük gazete ve mecmualarda yaptırılacak sürekli, tesirli, popüler neşriyatla, bu milli tarih mallarının asıl sahibi ilan Türk halkına muhafaza ettirmek,

4- Gerek içeride ve gerek dışarıdaki müzeler ve kütüphanelerde mevcut eski eserlerin ve tabloların kopyalarından koleksiyonlar vücuda getirmek.

5- Ankara, İstanbul, Bursa İzmir, Edirne de muayyen devirlere ve kültürlere ait eserleri toplayan bu şehirleri büyük üslupta birer eski eserler ve abideler merkezi haline koymak,

6- Ecnebi tarih ekspedisyonların büyük sermayelerle başardıkları kazıları, ileride mali kudretimizin vüs atlı zamanında yapmak üzere, şimdilik, küçük mikyaslarda kazılar tertibi ile arkeolojik ve antropolojik araştırmalar ve keşifler yapmak,

7- Memleket içinde ve dışındaki mühim kazı ve keşif yerlerine seyahatler tertip ederek, bulunan tarihi eserler ve abideler üzerinde ilmi tetkikler yapmak, ( Bu kapsamda Afet İnan, 1933 yılı sonbaharında Yunanistan, Mısır. Filistin ve Suriye de arkeolojik incelemeler yapmış ve dönüşünde bu ülkelerdeki çalışmaları Atatürk e anlatmıştır)

8- Hükümete düşen işleri, bu projeleri uygulamakla görevli komisyonların Hükümet nezdinde takip etmeleri,

9- Yabancı bilim müesseleriyle ve otoriteleriyle, mütehassıslarla işbirliği kurmak,

10- Kültür Bakanlığının verimli yardımını, işbirliğini sağlamak.

Bu gibi fikirleri hala güncelliğini korumaktadır. 




ATATÜRK VE HEYETİ AHLATBELİ'Nİ GEZERKEN







ŞİMDİKİLERİN ARKEOLOJİYE ,TARİHE VE SANATA BAKIŞI İSE MALUM.... 
Bunlara üç örnek:


Roma Döneminin Önemli Darphanesi Neikaia




Emekli Profesörün Antik Kent Çığlığı


Anadolu başta olmak üzere Kuzeybatı İran, Mezopotamya ve Kafkasya arkeolojileri üzerine birçok araştırması ve kitabı bulunan Prof. Dr. Veli Sevin, İzmir’in Ödemiş İlçesi’ndeki Türkönü ve Kurucuova köyleri arasındaki Yelaldı mevkiine yapılacak Düzenli Katı Atık Depolama Tesisi’nin, Neikaia antik kentine ait SİT alanına bitişik bir noktada kurulması halinde önemli bir tarihsel değerin zarar göreceğini söyledi.

Eşi Prof. Dr. Necla Sevin’nin de kendisi gibi emekli arkeolog olduğunu belirten Prof. Dr. Sevin, önümüzdeki günlerde yapılması planlanan Kurucaova’nın kuzeyindeki çöp deponi alanının ihalesinin iptal edilmesi gerektiğini, aksi takdirde telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkabileceğini söylediler...(devamı )




MYNDOS KAPISI MÖ.4 .YY-  KRAL MAUSOLOS ZAMANI




Kaya Mezarların Üstüne Villa İnşaatı

Bodrum’da Myndos antik kentindeki kaya mezarlarına sadece 30 metre mesafede yapılan villa inşaatı tepki gördü. Üçüncü derece SİT alanı olan bölgedeki inşaat için Gümüşlük Belediye Başkanı, “Yasal izinleri tam” açıklaması yaptı.

Muğla’nın Bodrum ilçesi Gümüşlük beldesindeki Myndos Antik Kenti’nde nekropol alanındaki 13 kaya mezarının 30 metre ilerisindeki 2 dönümlük alanda, villa inşaatı başladı. Antik Myndos Kenti Kazıları Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, inşaat alanın üçüncü derece SİT alanı olduğunu belirtip, tarihin rant uğruna talan edildiğini ileri sürdü. Gümüşlük Belediye Başkanı DP’li Mehmet Tire ise inşaatın gerekli tüm yasal izinlerinin olduğunu açıkladı.

Gümüşlük Beldesi’nde kazı ve kurtarma çalışmalarının sürdüğü Myndos Antik Kenti’ndeki nekropol alanındaki 13 kaya mezarının 30 metre ilerisindeki 2 dönümlük alanda, üç hafta önce villa inşaatı başladı. Zemin kat betonları çıkan, üçüncü derece SİT alanındaki villa inşaatı, Myndos Antik Kenti kazılarına başkanlık eden Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in tepkisine neden oldu.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Şahin, villa inşaatı bir ihbarla öğrendiğini belirterek, “Tarih, rant uğruna talan ediliyor” dedi. ...(devamı )





ANTONİNLER ÇEŞMESİ SAGALASSOS/AĞLASUN



Sagalassos'a taş ocağı başvurusu!


Burdur'un Ağlasun ilçesindeki Sagalassos antik kenti yakınlarında yaklaşık 100 hektarlık alanda taş ocağı açmak için ruhsat başvurusu yapıldı. Başvuru sahasına ilişkin Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun Kasım ayında gerçekleştirilecek toplantıda konuyu görüşeceği öğrenildi.

Burdur'un Ağlasun ilçesindeki Sagalassos antik kenti yakınlarında yaklaşık 100 hektarlık alanda taş ocağı açmak için ruhsat başvurusu yapılması, bu kadar da olmaz dedirtiyor. 1990'dan beri kazıları sürdürülen antik kentin etki alanı içerisinde olduğu belirtilen başvuru sahasına ilişkin Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'na bir dosya iletileceği, kurulun da Kasım ayında gerçekleştirilecek toplantıda konuyu görüşeceği öğrenildi. CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar ise Sagalassos'taki başvuruyu da içeren bir önerge hazırlayarak TBMM'nde taş ocakları hakkında meclis araştırması açılması için girişimde bulundu.... (devamı)





VE KAPADOKYA TALANI







ARKEOLOJİ İLE İLGİLİ DAHA FAZLA HABER
TAY ARKEOLOJİ,SANAT TARİHİ 
TC.KÜLTÜR VARLIKALARI  Türk Arkeoloji Dergisi (1933-1997) PDF'LERİ










"Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, 
doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer."


Mustafa Kemal ATATÜRK